Geçenlerde, Kızılay’ın insani yardım amacıyla Sudan’a giden kafilede bulunan yakınımla sohbet ediyordum. Okuduğum bölüm nedeniyle; o topraklarda yaşam mücadelesi içinde olan insanlara yardımcı olmak isteğim, hayatımda yapmam gerekenler listesinin en üst sıralarında bulunuyor. Sudan, Etiyopya vb. üçüncü dünya ülkelerinde yaşam standartlarını ve insanların ihtiyaçlarını merak ettiğimden, aklıma takılan soruları bir bir sormaya başladım. Edindiğim bilgiler sonunda;
Sağlık Bakanlığı’nın yılın belli dönemlerinde kontenjan açtığını ve gönüllü sağlık personellerinin başvurabileceğini öğrendim. Sudan’a giden sağlık personellerinin o topraklarda ki kısıtlı yaşam alanı ve olumsuz şartlarına rağmen, Kızılay’ın gönüllülere temiz içecek, yiyecek ve konaklama ortamı yarattığını öğrendim. Biraz daha açmak gerekirse; 5000 $’a bina tutulmuş. İki yataklı odalarda klima ve TV bulunmakla beraber banyo ihtiyaçlarını karşılayacakları bir ortam yaratılmış. Bununla kalınmayıp günlük 65$ ücrette, “GÖNÜLLÜLERİN” hesap numaralarına aktarılıyormuş. Şu ana kadar anlattıklarım, insani yardım amacıyla hareket edilen ve aslında hiçbir beklenti olmaksızın gidilmesi gereken bir ülkede sunulan maddi imkânlar çerçevesi…
Bu tür imkânlar sağlanılmasına rağmen, 3.dünya ülkelerine vicdan, maneviyat, ideoloji leri veya fantezi nedeniyle gitmiş olan sağlık personellerinin ufak ayrıntılar yüzünden büyük sorunlar çıkartıp, muhalefet edip ve grup içerisinde imtiyazlar istemeleri sonucu 18 kişilik kafileden 13’ü bir ay süre sonunda geri dönmek için dilekçelerini yazmış. Ve yetkililere tüm imkânsızlıklara rağmen, teknolojinin faydalarını kullanarak ulaştırmışlar isteklerini.
Demek ki isteyince oluyormuş değil mi 13/18 gönüllüleri?
***
Ve ayrılmaları sonunda ne olmuş biliyor musunuz? Devam?n? oku »
İki ünlü bilim insanı: Richard Dawkins ve Stephen Hawking bilim ve bilimin geleceği hakkında konuşuyorlar. İzlemek için video bağlantısına tıklayın. Videoyu İzle!
Richard Lenski’nin 1988’de tek bir bakteri popülasyonuyla başlattığı çalışmanın (20 yıl ve 30.000 bakteri kuşağı) sonucu, E. coli bakterilerinin daha önceden taşımadıkları bir özelliği, sitrat molekülünü kullanma yeteneğini, kazandığını gösteriyor. Tek bir bakteri kolonisiyle başlatılan deney aslında çok basit bir şekilde kurulmuş. Tek bir koloniden elde edilen 12 bakteri hattı her gün glikozla beslenerek yirmi yıl ve on binlerce kuşak boyunca yaşatılmış. Evrime ilişkin bildiklerimize dayanarak bu yirmi yıllık süreç içinde bakterilerin birçok mutasyon geçirmesini ve doğal seçilimin işleyerek bu mutasyonlar sonucunda bulundukları deney ortamına daha iyi uyarlanan bakterilerin seçilmesini bekleriz. Araştırmacılar da bu beklentiyle deneyi başlattıkları ilk koloniden itibaren her beş yüz bakteri kuşağında bir bakteri örneğini dondurarak bunlardan bir çeşit dondurulmuş fosil kaydı oluşturmuş.
Nimet Çubukçu, dün öğle saatlerinde Kırklareli’ne geliyor, burada vatandaşlara, “Biz sizden AK Parti olarak evet oyu verin demiyoruz. Siz halkımızın özgür iradesi ile referanduma giderek en doğru yolu seçmenizi istiyoruz” diyerek AKP propagandası yapıyor. (Bir günde bir kurumun başı kendi işini yapsa dişimi kılımı koparıcam.)
Çubukçu Kırklareli’ndeki konuşmasını bitirmesinin ardından, Çubukçu’ya sözleşmeli öğretmenlik yaptıklarını belirten Elif Dönmez ile Filiz Küçükhacer, konuşmak istediklerini söylüyor.
Bakan Çubukçu’ya sözleşmeli öğretmenlik yaptığını belirten Elif Dönmez, “Benim çalıştığım okulda sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler var. 40 puanla atanan anaokul öğretmeleri bize diyorlar ki, biz emeğimizin karşılığı ile buraya geldik. Ben 79 puan almama rağmen hala kadro bekliyorum” dedi.
Ağrı’da sözleşmeli olarak öğretmenlik yaptığını belirten Filiz Küçükhacer ise, “Öğretmenlerimizi, ülkemizde sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler olarak siz bölmediniz mi? Nasıl oluyorda sizler şimdi eşitlikten ve haktan bahsediyorsunuz. Ne kadar eşitiz. Madem aynı işi yapıyoruz nasıl eşitiz. İşimizi yaparken neden aynı ücreti alamıyoruz. Siz sözleşmeli öğretmenliği kaldıracağınızı söylediniz, fakat hala sözleşmeli öğretmen alıyorsunuz” dedi.
Bu sözler üzerine bakan Çubukçu, “Siz sözleşmeli öğretmenliğe başvurmayabilirdiniz. Öğretmenlik anlatma olduğu kadar da dinleme sanatıdır. Sözleşmeli olarak başvurmayabilirdiniz. Öğretmenlik ülkemizde çok saygılı bir meslek olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde öğretmelerimiz çalışma koşullarını tercih etme hakkı olduğu kadar, öğrencilerimizin de eğitim hakları var. Ağrı’daki öğrencilerin de sizin gibi öğretmenlere ihtiyacı var” diye cevap verdi.
Çok kaba olacak ama koskoca Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU’nun verdiği bu saçma cevabı size yemin ediyorum, 8 yaşındaki kuzenim vermez. Bir zamanlar verilen sözler ne kadar da çabuk unutuluyor… Hatırladığım kadarıyla Çubukçu bakan olduğunda sözleşmeli öğretmenlik kalkacak herkes kadrolu olacaktı. Oysa benim gördüğüm bir takım insanlar kendi koltuklarının derdine düşmüş, kendi işlerini yapmaktan çok siyasete bürünmüş. Belki de anlamıyorum bu işten keşke birileri beni aydınlatsa…
“Sözleşmeli olarak başvurmayabilirdiniz” de ne demek? Devam?n? oku »
Korkuyu yaşayarak yazdı… Yazdıkları gerçekle karışıyordu… İnsanlığın bu günkü karanlığına neden olan güçleri anlattı..
Türk okurlarının birkaç meraklısı dışında hiç tanımadığı Howard Phillips Lovecraft’ı zor da olsa birkaç paragrafa sığdırma çabasında olacağız. Dünya korku edebiyatında çok önemli bir yeri olan Lovecraft, yazdıklarını yaşadığını ima eden ve başka uzmanlar tarafından bu yönüyle tanımlanan biriydi. Onun romanları günümüzde çok daha pop olsa da, Stephen King veya Dean Koontz gibi büyük korku yazarlarının çıkış noktası ya da ilham kaynağı oldu. Bu kadar da değil, Lovecraft, bir çok sinema başyapıtının kaynağı olarak da, korku sinemasının vazgeçilmez kaynaklarındandı. Son aylarda perdede ve ekranda birkaç kez izlediğimiz, başrolünü Jurassic Park´ın yıldızı Sam Neill´in oynadığı “In the Mouth of Madness-Çılgınlığın Ötesinde” onun 1931´de yayınlanan en etkin romanlarından biri olan “At the Mountains of Madness”den ortaya çıkan bir alıntıydı. Neyse, kimdi Lovecraft, nasıl yaşadı ama daha da önemlisi amacı neydi? Yarattığı korku evreni, çılgın bir beynin hayalleri miydi yoksa “yaşadıklarım, beni çıldırtacak, yazmak istedim ama çok azını…”dediği gibi gerçek miydi?
Türk Pop müziğinin başarılı isimlerinden Yonca Evcimik 2010 yazı için özel olarak hazırladığı single.ı “Tweetine Bandım” ile müzik marketlerde. DMC etiketiyle sunulan single albümde şarkının Emre Gürcan tarafından hazırlanan “Hadi Eller Havaya Mix” ve “Angry Rapper Mix” versiyonları dışında Suat Ateşdağlı tarafından hazırlanan “The Very Bakkal Club Mix” versiyonu yer alıyor. Şarkı sözlerinin hemen altında dailymotion kaynaklı şarkıyı dinleyebilirsiniz.
Tweetine tweetine tweetine tweetine tweetine
Hey hey hey hey
Followda ettim güzellerin çoğunu
Aman amannin aman
Tweet zekası ince beynin gülüdür
Amanin yandım amanin, amanin amanin yandım
Tweetine tweetine tweetine bandım
Retweet mi sandın reply edip yazdım
Tweetine tweetine tweetine attım
Retweet mi sandın reply edip yazdım
Hey hey hey hey
Facebooktan giriyor bir dürtme
Aman aman amannin aman
Sen kiminle ilişki halindesin Devam?n? oku »
1. Kazığa oturtma15′nci yüzyılda Romanya’da uygulanan bir teknik. Kazıklı Voyvoda tekniği olarak da bilinen bu yöntemde suçluyu ucu sivri bir kazığa turtuyorlar. Ardından kazık yukarı doğru itiliyor. Bu sırada vücut ağırlının da baskısıyla bu kazık suçlunun vücuduna saplanıyor. Kazıklı Voyvoda’nın ölüm tekniği olarak bulduğu bu yöntemle en az 20 bin kişinin öldürüldüğü düşünülüyor.
2. Yahuda kızağıEn dehşet verici tekniklerden bir tanesi. Suçlunun anüsü veya kadınsa vajinası piramid şekilli bir üçgen taburenin üzerine gelecek şekilde yerleştiriliyor. Suçlu yukarıdan aşağıya baskı yapacak bir şekilde iplerle bağlanıyor. Çıplak olan suçlunun ayaklarına da ağırlık bağlanıyor. Sonuç acı çekerek ve birkaç gün sürünerek ölüm!
Filmlere de zaman zaman konu olmuş bir yöntem. Suçlu insan vücudu şeklinde yapılmış metal bir kafes içine yerleştiriliyor. Bu kafes de bir ağaca veya duvara asılıyor. Suçlu eğer kiloluysa dar bir kafese, zayıfsa da geniş bir kafese konuyor. Kafes özellikle güneşin altına denk gelecek bir şekilde konumlandırılıyor. Kuşlar ve akbabalar suçluların etine saldırıyor. Zaman zaman çevredekiler taş da fırlatıyor.
En acı verici tekniklerden biri. Tahta çerçeveler üzerine sabitlenmiş ipler suçlunun kollarına ve bacaklarına takılıyor. Alete eklenmiş kolu çevirdiğinizde suçlunun kemikleri büyük bir sesle ve acı çektirerek kırılıyor. Bazı organlar da vücuutan anında kopuyor.
Kadınlar üzerinde uygulanan bir teknik. Acı vermek için tasarlanmış bu işkence aleti, kadınların göğüslerini anında vücutlarından koparıyor ve Devam?n? oku »
Ünlü ateist komedyen George Carlin’in, dinler hakkında bir stand-up gösterisi. Bu stand-up’ın bir bölümü zeitgeist’te dini içerikli animasyon olarakta kullanıldı. Videoyu göster
Günde 15 bin kez otomatik olarak nefes almamızı TSHZ3 adlı gen sağlıyormuş.
Günde yaklaşık 15 bin kez durmadan ve “otomatik olarak” nefes alıp vermeyi sağlayan, daha önce belirlenen iki grup sinir hücresinden yola çıkan Gerard Hilaire, Laurent Fasano ve ekibi, TSHZ3′ün bu sinir hücrelerinin işlevini yerine getirmesi için gerekli olduğunu belirledi.
Bilim adamlarının yaptığı araştırmada, TSHZ3 geninden yoksun bırakılmış fareler dünyaya geldikten hemen sonra nefes almadı ve iki dakika sonra öldü.
Rahimde solunuma ilişkin emirlerin normal olarak oluştuğunu, ancak yüzdeki sinir hücrelerinin ritmik hareketinin bulunmadığını vurgulayan araştırmacılar, TSHZ3 geninin yeni dünyaya gelen bebeğin Devam?n? oku »
Samanyolu’nda yaşam barındırabilecek 100 milyon gezegen bulunduğu düşünülüyor.
Yalnızca son birkaç hafta içinde yaklaşık Dünyamız boyutlarında 100’den fazla olası gezegen belirlendiğinin açıklanması, evreni başka canlılarla paylaşıyor olduğumuz inancını güçlendiriyor.
Dünya benzeri gezegenleri aramak üzere NASA tarafından 2009 Ocak ayında uzaya fırlatılan Kepler teleskopunun başarılı av sezonunda sağlanan verileri değerlendiren araştırmacılar, gökadamız Samanyolu’nda yaşama elverişli koşullara sahip yaklaşık 100 milyon gezegen bulunabileceğine inanıyorlar.
Açıklamayı yapan Dimitar Sasselov, Kepler’in fırlatılışından bu yana 706 gezegen “adayı” na işaret eden veriler gönderdiğini, bunlardan 100’den fazlasının son birkaç hafta içinde alındığını belirtti. Ancak gezegen keşfinin doğrulanması için Devam?n? oku »