AnaSayfa » Genel

Charles Darwin

[20 Mart 2010 | Yorum yok | 572 gösterim | ismail]

Charles Darwin anılarında gençliğinde babasından şöyle bir zılgıt yediğini anlatır: “Avlanmak, köpeklerle oynamak, fare yakalamaktan başka hiçbir şeyi umursamıyorsun, kendini ve bütün aileni rezil edeceksin”.

Varlıklı bir aileden gelen Darwin önce Edinburgh Üniversitesi’nde tıp okumaya başlamış fakat ameliyat görmekten çok rahatsız olduğu için 2 yıl sonra babasının zoruyla Cambridge Üniversitesi’ne transfer olmuş ve orada ilahiyat bölümünü bitirmiştir. Okullardan hiç hoşlanmadığını her fırsatta belirten Darwin ilahiyat okurken bile böcek koleksiyonu yapmış, zamanın ünlü doğa bilimcileri Gilbert White ve Alexander von Humboldt’un kitaplarını neredeyse hatmetmiştir. İşte Patagonya sahillerinin haritasını hazırlamak için sefere hazırlanan Beagle gemisine boğaz tokluğuna katılmasının en büyük nedeni, onun bu bitmez tükenmez doğa aşkıdır.

Darwin başına konan bu talih kuşunu çok iyi değerlendirmiş, 5 yıl süren bu sefer sırasında binlerce örnek almış, yaptığı gözlemleri en ince ayrıntılara kadar not defterine kaydetmiş ve özellikle Galapagos adalarında yaptığı incelemeler evrim teorisinin tohumlarının kafasında yeşillenmesinde büyük rol oynamıştır.

Canlıların kuşaktan kuşağa kalıtsal değişime uğrayarak farklı özellikler kazanması sonucu ortaya yeni türlerin çıkması olarak tanımlayabileceğimiz evrim teorisinin kaynakları aslında çok eski zamanlara dayanır. Anaximander (M.Ö 610) yaşamın ilk kez denizde başladığını, hayvan ve insanların ortak atalarının balık olduğunu yazar. İslam dünyasında El-Cahiz (d.781) “Hayvanlar Kitabı” adlı eserinde türlerin zamanla başka türlere dönüşebileceğini, örneğin kurt, köpek ve tilkinin 4 ayaklı ortak bir atadan ürediğini yazar.

Evrim konusunda en önemli gelişmeler Avrupa’da 18. yüzyılda başlar. İsveçli Linneaus bitkilerin ortak bir atadan türediğini, Darwin’in dedesi Erasmus Darwin ( d. 1731) “Doğanın Mabedi” adlı kitabında yaşamın denizde başladığını, ilk mikro-organizmaların zamanla daha kompleks canlılara dönüştüğünü ve sonunda insanların ortaya çıktığını mizahi bir üslupla anlatır. (Örneğin, bitki döllenmesini 4 bekârın tek bir gelinle yatağa girmesi olarak tanımlaması!). Bu yüzyılın en önemli diğer evrimcileri arasında Comte de Buffon (d. 1707) ve Lamark’ı (d. 1744) sayabiliriz.

Kısacası, sıra Darwin’e (d.1809) geldiğinde evrim teorisi zaten bilim dünyasının gündeminde olan bir konu, fakat ne gibi bir doğal mekanizmanın evrimi tetiklediği ve yönlendirdiği hakkında hemfikir sağlanmış değil. Darwin’in en büyük katkısı bu mekanizmanın “doğal seçilim” olduğunu “Türlerin Kökeni” ve “İnsanın Türeyişi, ve Cinsiyete Mahsus Seçilim” adlı kitaplarında yüzlerce örnek vererek kanıtlaması. Kısacası çevrelerine uyum sağlayabilen türler “seçilerek” yaşamlarını sürdürebilirken sağlayamayanlar yok oluyor (Alfred Wallace da bu keşfi aynı yıllarda Darwin’den bağımsız olarak yapmış).

Gregory Mendel’in 1866 yılında yayınladığı genetik biliminin sonradan mihenk taşını oluşturan makalesinden Darwin’in haberi olmadığı için Türlerin Kökeni’nde canlıların kalıtsal özelliklerinin bir kuşaktan diğer kuşağa nasıl aktarıldığı bilimsel açıdan tatminkar değildir. 1900’lu yıllarda Mendel’in tekrar keşfedilmesi genetik çalışmalarını hızlandırmış her ne kadar Darwincilerle, Mendelciler ilk yıllarda karşı kamplara ayrılmışlarsa da istatistik biliminin kurucularından R.A. Fisher başta olmak üzere, J. Haldane, Sewall Wright,Theodosius Dobzhansky ve Ernst Mayr gibi zamanın önde gelen bilim adamlarının çalışmaları sonucu, Julian Huxley’in “Modern Sentez” diye tanımladığı, eskisinden çok daha kuvvetli bir evrim teorisi oluşmuştur.

Darwin’in teorisi, birkaç istisna dışında, örneğin Harvard Üniversitesi’nden zoolog Louis Agassiz, bilim dünyasında çok çabuk kabul gördü, fakat aşırı dindarlarla bilim insanları arasında o sıralarda başlayan, bizce gereksiz, kavgalar maalesef günümüzde bile devam ediyor. Gereksiz, çünkü bilim ve din iki ayrı kulvarda seyir eder, birincisi doğal olayları doğal nedenlerle açıklar, diğerinde ise inanç yeterlidir. Darwin, Türlerin Kökeni’nin 520. sayfasında “bu yazdıklarımın kişilerin dinsel duygularını şok etmemesi gerekir” diyerek dine karşı olmadığını açıkça belirtir. Hatta bazı tarihçiler, Karl Marx’ın bir kitabını Darwin’e ithaf etme teklifinin Darwin tarafından veto edilmesini Marx’ın ateist olmasına bağlarlar.

Dinle bilimin karıştırılmasının ne kadar yanlış, hatta tehlikeli olabileceğini şu örnekle açıklayabiliriz: “Burada yaşayanların vücutları pelte gibidir ve ne yiyecek ne de içeceklerle araları iyi değildir. Zayıf kafalı erkekler genellikle iyi içkici değillerdir; sabahları baş ağrısı çekerler…Kadınlar ise hastalıklıdır ve vajina akıntıları çoktur; bir çoğu kısırdır, ama kısır olmaları doğuştan değil hasta oldukları içindir.’’ Bu satırların sahibi tıp biliminin kurucusu Hipokrates’tir. Hipokrates bu hastalıkların nedeninin o yörede rüzgarların daha çok güneyden esmesine bağlar. Yazılanlar gülünç ama, o zamana kadar hastalıkların Tanrı’ların gazabından, cin çarpmasından kaynaklandığına inanılırdı. Ama aynı Hipokrates’in yaptığı gibi eğer doğal olaylar doğal nedenlerle açıklanırsa, yanlışlar eninde sonunda düzeltilir. Tabii, eğer dışarıdan bir müdahale olmazsa.

Sonunda, çocukken “fareleri yakalayan” adam, ailesini rezil etmek bir yana ülkesinin en saygın insanlarının gömüldüğü Westminister Abbey’de, İsaac Newton’un mezarına yakın bir yerde toprağa verildi. Darwin’in 200. doğum yılı aydın ülkelerde coşkuyla kutlanırken Vatikan’ın bile yeşil ışık yaktığı bir teoriye Tübitak’ın karşı çıkması esef verici bir olaydır. Darwin’den 12 yüzyıl önce evrim teorisini ortaya atan ve kılına bile dokunulmayan Arap kökenli El-Cahiz’in “Türklerin Üstün Özellikleri” adlı bir kitabı olduğunu hemen anımsatalım. Eğer bu büyük bilgin günümüzde yaşasaydı kitabının bilimle olan kısmına bir şerh koyacağından hiç şüpheniz olmasın.

Sargun Ali Tont

Kaynak: NTV Bilim

Benzer Yazılar

Yorumunuzu Yaz?n

*
Resimdeki yazıyı yandaki kutucuğa yazın. (Güvenlik için koymak zorunda kaldık, eğer üyeyseniz giriş yaptıktan sonra bu alanı görmeyeceksiniz.)
Doğrulama resmi