AnaSayfa » Felsefe

Bilgi > İnanç

[02 Ağustos 2009 | 9 yorum | 538 gösterim | ismail]

İnançlarımız kanıtlanma imkanı olan varsayımların bir bütünü olmalıdır. İnanacak noktaya varmak için ise bu varsayımları üretecek bilgiyle donanmış olmamız gerekir. Tepeden inme inanç ya tembelliğin ya da deliliğin sonucudur. Mevcut bilgiyi reddedip inanca sarılmak ve inancımızı doğrulamadan onun üzerinden bilgi ve eylem üretmeye çalışmak çoğunlukla ahlâki kayıplarla sonuçlanan bir insan hastalığıdır. Bilimi ele alalım: belli bir konuyu ilgilendiren bulgular ve bu bulgulardan edinilen veriler ile potansiyeli olan teoriler üretiriz. İşte bu teoriler inançtır. Ancak bu inancın somut temelleri vardır ve bu temel, bilgidir. Bilgi sayesinde inancımızın geleceğini belli oranda güvence altına almış oluruz. Bu aynı zamanda inancın inanç olarak kalmayacağını, doğrulanması ya da yokolması gerektiğini gösterir. Sonuç olarak bir inanç taşıdığımızı ifade edebiliyorsak, aynı sonuca çıkan tüm varsayımları değerlendirmiş olmalı ve bu varsayımları ve inancımızı bağlayan gerekli tüm bilgiye sahip olmalıyız. Aksi taktirde inancımızda samimi olduğumuzu söyleyemeyiz.

Her şeyden önemlisi inançlarımız yaşantımıza ve dolayısıyla yaşama birşeyler katma potansiyeli taşımalı. Bu amacı taşımayan her inancı aklımızdan silip atmak yapılacak en doğru şey olur.

Temeli bilgi olmayan ve zamanla daha büyük bir bilgi sunmayan inanç, yalnızca safsatadır.

Benzer Yazılar

Bu yazıyı Facebook'ta paylaş Bu yazıyı Twitter'da paylaş Bu yazıyı Myspace'te paylaş


9 yorum »

  • seda Diyor ki

    İnancımızda samimi olup olmadığımız, inancın kendisi ya da inancın bilgi temelli olup olmadığı ile değil, inanca sahip olan kişi ve o kişinin düşünce ve duygularının akıl ve sağduyu temelli olup olmadığıyla alakalıdır. İnsan, inancını bilgi temeline dayandırmak ya da kanıtlamaya çalışmak yerine,manevi ve felsefi olarak derinleşmeye çalışmalı. İnanç dış bilgiden gelmez, inanç insanını içindedir. Aksi geçerli olsaydı, bugün hayatımızda yer alan ve pozitif bilimlerin bilgisiyle açıklanamayan pek çok şey de safsatadan ibaret olurdu. Ama öyle değil.

  • wombworm Diyor ki

    inancı akıl ve sağduyu temelli yapan zaten bilgi değil midir? İnancın temeli kesinlikle dış bilgidir. Örneğin; depremler vb doğal felaketler, yaşam ve evren algımız bizi bir yaratıcı olduğuna inanmaya itmiştir. Tanrı inancı bir anda insanın kalbine doğuvermiş birşey değil. pozitif bilimlerin açıklayamadığı herşey ya açıklanmayı bekliyordur ya da gerçekten safsatadan ibarettir. aksi için bir örnek sunabileceğinizi sanmıyorum.

  • seda Diyor ki

    Yanılmıyorsam, tanrı inancını yok sayıyordunuz. Burada birden dış bilgiden gelen bilimsel birşey yapıvermişsiniz. Bir de, depremler vb. doğal felaketler tanrıdan ziyade sizin dediğiniz bilimsel gerçeklerle çok rahat açıklanabilir. Uzun süre acı çekerek bilimlerin kesinlikle açıklayamayacağı çok yüce bir olguya ulaşmış bir insanın yolculuğunu ve varış yerini bir safsata olarak adlandırıyorsun o zaman. Anlatılmaz, yaşanır tabii, yaşamayan bilemez haklısınız:)

  • wombworm Diyor ki

    @seda
    Tanrı inancını yok saymıyorum. Sizin Tanrı gerçeğinizi yok sayıyorum. Bakın yazıda da belirttiğim gibi inancın varış noktasını mutlak gerçek – bilgi olarak gösteriyorum (ya da yok olmak). Tanrıyı bilimsel yapabilmem için kanıtlarla doğrulamış olmam gerekir. Tanrı hala inanç olarak kalmayı sürdürüyor ve bu hiç değişmeyecek. Ve yazıda Tanrı inancının bilgiye dayanmadığını söylemedim. Bilginin yanlış yorumlanmasından doğan yanlış bir teori – inanç olduğunu söylemek daha doğru olur. Ne çürütülmesi, ne de doğrulanması mümkün olmayan bir teori, tıpkı Uçan Spagetti Canavarı gibi…

  • seda Diyor ki

    “Sizin Tanrı gerçeğiniz” derken “siz” ile kimi kastettiniz? Bir dine körü körüne inanan, allah’ı da faşist bir varlık haline getirenleri mi; yoksa içlerindeki en yüksek maneviyatı Tanrı olarak adlandıranları mı? Ya da “ben”in karşılığı olan “sen” ikinci kişisinin kibarlaştırılmış şekli mi bu “siz”? Onu açıklığa kavuşturabilirsek daha rahat anlayabileceğim yazdıklarınızı. Zira, benim bir tanrı gerçeğim yok, Tanrı bir gerçeklik olarak adlandırılabilecek kadar basit birşey değil benim gözümde…

  • wombworm Diyor ki

    Doğaüstü inancı olan herkesi kastediyorum. Bir şeyin ne olarak adlandırıldığına değil, ne olduğuna ve olmadığına bakarım. Asıl hedefim yaratıcı anlamında Tanrıdır. Maneviyatınıza saygım sonsuz. Ben Ona Seda demeyi tercih ederim(:

  • MUSTAFA Diyor ki

    evet sana faydası olmayan ve labaratuar ortamında kanıtlanamayan bir düsünceye naden inanıyorsun sayın ateist tanrının varlıgına ben delil var diyorum ama siz delilsizdir 0 noktası labaratuarda tekrarlanamayacagindan o konu hakkında konusmam diyorsunuz e ne yapalım nasıl bir tartısma platformu olussun aramızda benim elma dedigime hayır o arabadır derseniz asla bi sonuca varacak bir tartismamiz olmaz ben her dinden insanla fikir yarıstıra bilirim ama bir ateist le bunu yapamam gigi geliyor bana

  • MUSTAFA Diyor ki

    tanrinin varlıgına delil onun zatından baska herseydir Muhammed as Allahın hakkında düsünmeyin cünki o idrakinizin otesindedir mahlukat üzerinde düsünün buyuruyor buradan anlasılıyor ki allah inancına giden yol mahlukattan gecer cünki salt allahı tartışarak onun varlıgını kanıtlayamayız

  • MUSTAFA Diyor ki

    birde eger gercekten düsünce ufkunzda yeni fikirlerin olusmasını istıyorsanız ve gercekten sizin seviyenizde biri arıyorsanız tartısmak iscin risalei nurlardan okuyun saidi nursinin eserlerini farklı kılan allahın varlıgını ispat icin delil getirmesidir diger alimlerimiz o vardir ve ispata geregi yoktur demisler bu düsüncenin mantıksız oldugu ise delilsizdir mesela geometride ispatlanmadan kabul edilen bircok sey vardir

Yorumunuzu Yazın

*
Resimdeki yazıyı yandaki kutucuğa yazın. (Güvenlik için koymak zorunda kaldık, eğer üyeyseniz giriş yaptıktan sonra bu alanı görmeyeceksiniz.)
Doğrulama resmi