<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Disturblog.com &#187; Felsefe</title>
	<atom:link href="http://disturblog.com/category/felsefe/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://disturblog.com</link>
	<description>&#34;Daha iyi bir yarın için, bugünün huzurunu bozman gerekir.&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 17:14:52 +0000</lastBuildDate>
	
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Abdestli Kapitalizm</title>
		<link>http://disturblog.com/felsefe/abdestli-kapitalizm.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/felsefe/abdestli-kapitalizm.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 11:26:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[abdestli kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[islam kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[islam market]]></category>
		<category><![CDATA[islamda kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[islami markalar]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm islam]]></category>
		<category><![CDATA[markalar ve islam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=2315</guid>
		<description><![CDATA[KAPİTALİZME İSLAM MI BULAŞMIŞ? MÜSLÜMANA KAPİTALİST KANI MI KARIŞMIŞ?
 
&#8220;Nebiye Arı&#8221;
-Abdestli Kapitalistler sömürdükleri insanların kemiklerini sıyırırken &#8216;bismillah&#8217; demeyi asla ihmal etmezlerdi.-
***
Yanından hızla geçerek caddede ki yağmur sularıyla banyo yapmasına sebep olan jeep sahibine esaslı bir bağırtı savurmak üzereydi ki, sürücü koltuğundaki başörtülü kardeşini görüp iç çekmeyi yeğledi.  Her yağmur ve kar zamanında sitemler ettiği ayakkabısına baktı eğilip, su geçirmese onunla daha kolay geçinebilirdi.
***
Grev yapan tekstil işçilerinin yanına gelen İslam büyüğü;
—Müslüman kanaatkâr olmalıdır. Zühd sahibi olmalıdır. Az ile yetinmeyen çoğunu bulamaz zaten. Gelin bu davadan vazgeçin, sizlere yakışmıyor. Dedi.  İşçilerden birisi:
—Peki ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em><strong><img class="alignleft" title="Abdestli kapitalizm" src="http://i976.photobucket.com/albums/ae245/disturblog/Bayan_Haema_Tesettr_Mayo.jpg" alt="" width="189" height="189" />KAPİTALİZME İSLAM MI BULAŞMIŞ? MÜSLÜMANA KAPİTALİST KANI MI KARIŞMIŞ?</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> </strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Nebiye Arı&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>-Abdestli Kapitalistler sömürdükleri insanların kemiklerini sıyırırken &#8216;bismillah&#8217; demeyi asla ihmal etmezlerdi.-</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Yanından hızla geçerek caddede ki yağmur sularıyla banyo yapmasına sebep olan jeep sahibine esaslı bir bağırtı savurmak üzereydi ki, sürücü koltuğundaki başörtülü kardeşini görüp iç çekmeyi yeğledi.  Her yağmur ve kar zamanında sitemler ettiği ayakkabısına baktı eğilip, su geçirmese onunla daha kolay geçinebilirdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-2315"></span>***</p>
<p style="text-align: justify;">Grev yapan tekstil işçilerinin yanına gelen İslam büyüğü;</p>
<p style="text-align: justify;">—Müslüman kanaatkâr olmalıdır. Zühd sahibi olmalıdır. Az ile yetinmeyen çoğunu bulamaz zaten. Gelin bu davadan vazgeçin, sizlere yakışmıyor. Dedi.  İşçilerden birisi:</p>
<p style="text-align: justify;">—Peki ya Patronlar için olan din farklı mı hocam? Dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kapitalizm damarlarımıza çikolata ile enjekte edilip, gözlerimiz mor bir bulutla kaplanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">En kalabalık Filistin eylemlerinden birindeydi adam, öfkeliydi kardeşlerinin kanının dökülmesine karşın. İsrail Filistin’e düşmanlığını sürdürdükçe düşman sayısı yükseliyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Heyecanla slogan atan genci görünce gülümsedi, eylemlerin ön safında yüksek tondaki sesiyle tanımıştı onu.  ‘Kahrolsun İsrail,  işbirlikçi ABD’ sözleriyle kolunu kaldırıp haykırırken cebinden Marlboro markalı sigara paketi düştü. Adam onu almak için eğildiğinde, gözlerinin önünde ışıldayan adidas ayakkabıları gördü.</p>
<p style="text-align: justify;">Sigara paketini gülümseyerek uzattığında, genç sevinçle teşekkür etti. Adam kolunu hızla kaldırıp ‘Kahrolsun Kapitalizm’ diye bağırdı gencin yüzüne. Şaşkınlıkla geri çekilen genç, adamın yüzüne şüpheyle baktı. Gence arkasını dönüp Filistinlilere ve eylemcilere dua edip uzaklaştı adam.</p>
<p style="text-align: justify;">Gözlerin âmâ</p>
<p style="text-align: justify;">Kalbin sandıklarda</p>
<p style="text-align: justify;">Aklın örülmüş kâbuslarla</p>
<p style="text-align: justify;">Be hey genç neyine bu dava!</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Haftalık dini sohbetlerinden çıkan 2 bayan modern kıyafetleriyle örtüşmeyecek şekilde koşuşturdular park ettikleri arabalarına doğru. Arabasına ulaşan tesettürlü(!) bayan derin bir soluk aldı, şalını çekiştirip kısa eteğini düzelttikten sonra:</p>
<p style="text-align: justify;">—Umarım trafik yoğun değildir tatlım. Yekbir giyimin kış defilesini kaçırmaya dayanamam.</p>
<p style="text-align: justify;">—Evet canım yha, İslami camianın ilk kez modernliğini ispat edip defileler düzenleyen; İslami kesimin Moda Devi. Son yıllarda böyle şeyler arttı da düzgün giyinmeye başladık, diyerek kahkaha attı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sohbetlerin yapıldığı villada çalışan başörtülü hizmetli, misafirlerin dağıttığı odayı toplayıp temizlerken dilinde –elhamdülillah- zikri vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">“Aşırı mal sevgisinden sakının! Çünkü sizden öncekiler aşırı mal sevgisi yüzünden helak oldular. Bu özellik onlara cimriliği emretti, cimrileştiler. Akrabalarıyla münasebeti kesmeyi emretti, kestiler. Zulm ve günahlara dalmayı emretti, daldılar.” ( Müslim, Ahmed b. Hanbel)</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuna bakmak için başını kaldırdığında binanın büyüklüğü karşısında başı döndü, camlarından yansıyan parıltılı güneş ışıkları gözlerini rahatsız etti. Onu ne kadar özlediğini düşünüp gülümseyerek binanın görkemli kapısından içeriye girdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendisini takımlarının içinde kişilikleri kaybolmuş vücutları genişlemiş erkekler, sert el hareketleri ile karşılayıp, durdurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">—Beyefendi kiminle görüşmek istemiştiniz? Burası özel bir iş yeridir, herkes elini kolunu sallayarak giremez. Randevunuz var mı?</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle bir durumla ilk kez karşılaşan adam, şaşkınlıkla arkadaşının ismini söyledi:</p>
<p style="text-align: justify;">—Randevum yok ama kendisi eski arkadaşımdır. Eğer geldiğimi kendisine iletirseniz eminim kabul edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">—Beyefendi bu şekilde sizi içeriye alamam, randevusu olmadan kimseyle görüşme yapmaz patronumuz. Kendisi saygın bir kişiliktir, belirli kuralları var.</p>
<p style="text-align: justify;">Adam bu saçmalığın ne olduğu üzerinde düşünürken, koluna giren koruma/kollama görevlisi onu sürüklemeye başladı. Farklı duygular içerisinde gelen adam, bu tavır karşısında sinirlenip koruma görevlisini kolundan söküp atmaya çalıştı. Sesler yükseldi ve binanın girişi karnaval havasına büründü.</p>
<p style="text-align: justify;">—Neler oluyor burada! Diyerek asansörden çıkan patronun sesini duyan herkes durdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadık koruma görevlisi atıldı hemen:</p>
<p style="text-align: justify;">—Efendim, randevusu olmadığı halde, sizinle görüşmek isteyen bu beyi çıkarmaya çalıştıkça kendisi bize zorluk çıkarıyor, dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">—Ah eski dostum, korumaların kabalığından dolayı senden özür dilerim. Seni gördüğüme şaşırdım. Hangi sebeplerden dolayı buralardasın söyle bakalım?</p>
<p style="text-align: justify;">—Hele şükür be kardeşim. Cemalini görmek epey zor oldu benim için. Şehre eski dostları ziyaret için dönmüştüm. Seni de göreyim dedim, gerisi malum..</p>
<p style="text-align: justify;">—Çok iyi etmişsin kardeşim. Seninle görüşmeyi bende isterim, fakat bu aralar işler yoğun. Şimdi de bir yardım yemeği var, birkaç milletvekili dostum da katılacak. Yarın da başkanla Cuma namazında buluşacağız modern Fakirun camiinde. Anlayacağın dostum büyük adam olmak zor iş. Hadi Allaha emanet ol!  Diyerek eski arkadaşının elini sıkıp gülümseyerek korumaları eşliğinde ilerledi.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Her namazda cemaatleyim</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Yardımlarımı kurumlardan esirgemeyenim</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Bir ayağımda Gucci pabuç</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Elimde işçilerimin verilmemiş hakları</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Dolanır gözlerim gökdelen semalarında</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Sevdalanır yüreğim bankaların dolu kasalarında</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Dinim elimde yapboz misali</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Bir kısmına dayarım başımı</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Görmez gözlerim aleyhime olan aslını</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Adım Müslüman</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> </strong></em><em><strong>Tadım kuru ayva</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> </strong></em><em><strong>Kişiliğim kusmuk misali</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong> </strong></em><em><strong>Ruhum Pazar malı</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong></strong></em><em><strong>Kaybolmuşluğumdan bihaber</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong></strong></em><em><strong>Yükselerek düşüyorum semalarından dinin.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kaynak:</strong> ortakyasam.org</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Ffelsefe%2Fabdestli-kapitalizm.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/felsefe/abdestli-kapitalizm.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hıristiyan dünyasını kızdıracak iddia</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/hiristiyan-dunyasini-kizdiracak-iddia.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/hiristiyan-dunyasini-kizdiracak-iddia.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 20:26:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>balzac</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anastauroun]]></category>
		<category><![CDATA[anastauroun nedir]]></category>
		<category><![CDATA[çarmıha asılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Gunnar Samuelsson]]></category>
		<category><![CDATA[Gunnar Samuelsson a isa çarmıha gerilerek ölmedi]]></category>
		<category><![CDATA[hz isa nasıl öldü]]></category>
		<category><![CDATA[hz.isanın çarmıha gerilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[isa çarmıha çakıldı mı]]></category>
		<category><![CDATA[isa çarmıha gerilmedi mi]]></category>
		<category><![CDATA[isa nasıl öldü]]></category>
		<category><![CDATA[isanın çarmıh]]></category>
		<category><![CDATA[isanın çarmıha gerilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[stauros nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=2277</guid>
		<description><![CDATA[İsveçli teologun ortaya attığı bir iddia Hıristiyan dünyasındaki en önemli inançlardan birini altüst edecek gibi görünüyor. İddiaya göre Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülmedi çünkü o dönemde Roma&#8217;da böyle bir infaz yöntemi yoktu.
Göteborg Üniversitesi’nde ilahiyatçı olan Gunnar Samuelsson, ilk çağda yazılmış antik yazılara dayanarak yaptığı çalışmada, Hz. İsa’nın inanıldığı gibi çarmıha gerilerek ölmemiş olabileceğini öne sürdü.
Samuelsson’e göre, İsa çarmıha gerilerek değil, başka bir infaz aracıyla öldürülmüş olabilir. İsveçli teolog, ilk çağda uygulanan çarmıha germe uygulaması üzerine hazırladığı 400 sayfalık tezinde, İncil’de İsa’nın idamında uygulanan yöntem hakkında kesinlik bulunmadığını savundu.
Samuelsson, İncil’de İsa’nın ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="Hz. İsa'nın ölümü ile ilgili ortaya atılan iddia?" src="http://i973.photobucket.com/albums/ae214/disturblog2/10eki0n.jpg" alt="Hz. İsa'nın ölümü ile ilgili ortaya atılan iddia?" width="250" height="375" />İsveçli teologun ortaya attığı bir iddia Hıristiyan dünyasındaki en önemli inançlardan birini altüst edecek gibi görünüyor. İddiaya göre Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülmedi çünkü o dönemde Roma&#8217;da böyle bir infaz yöntemi yoktu.</p>
<p style="text-align: justify;">Göteborg Üniversitesi’nde ilahiyatçı olan Gunnar Samuelsson, ilk çağda yazılmış antik yazılara dayanarak yaptığı çalışmada, Hz. İsa’nın inanıldığı gibi çarmıha gerilerek ölmemiş olabileceğini öne sürdü.</p>
<p style="text-align: justify;">Samuelsson’e göre, İsa çarmıha gerilerek değil, başka bir infaz aracıyla öldürülmüş olabilir. İsveçli teolog, ilk çağda uygulanan çarmıha germe uygulaması üzerine hazırladığı 400 sayfalık tezinde, İncil’de İsa’nın idamında uygulanan yöntem hakkında kesinlik bulunmadığını savundu.</p>
<p style="text-align: justify;">Samuelsson, İncil’de İsa’nın sadece bir “stauros” taşımak zorunda bırakıldığını belirtti. Birçok bilgin, “stauros” kelimesinin antik Yunancada “haç”, bu kelimeden türeyen fiilin ise çarmıha germe eylemi düzenlemek <span id="more-2277"></span>olan “anastauroun” olduğu yorumunu yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak, M.Ö 800 yılına kadar uzanan antik yazılar üzerinde 3.5 yıl araştırma yapmış olan Samuelsson, İncil’de geçen kelimelerin birden fazla anlamı olduğunu ortaya çıkardı. İsveçli din bilimci, “stauros” kelimesinin aslında kazık/sırık/direk ve idam cihazları anlamına geldiğini belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">Samuelsson, buradan yola çıkarak İncil’de bahsedilen “stauros”un gerçekte bir kazık, ağaç gövdesi veya tamamen farklı bir şey olabileceğini öne sürdü. Aynı zamanda “anastauroun” fiilinin “elini kaldırmaktan, bir müzik aletini yasaklamaya kadar” birçok eylemi temsil ettiğini belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>TEK İDDİASI BU DEĞİL</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Samuelsson’un Hıristiyanlığın en güçlü inanışlarını sorguladığı bulguları sadece kelime anlamlarından gelmiyor. İsveçli ilahiyatçı, aynı zamanda çarmıha germenin Roma İmparatorluğu döneminde alışılmış bir yöntem olmadığını tezleriyle ortaya koydu.</p>
<p style="text-align: justify;">Çarmıha germe hakkında binlerce İbranice, Aramice, Latin ve Yunan el yazması inceleyen Samuelsson, çarmıhın esirleri öldürmek için değil, öldürüldükten sonra kazığa geçirilen bir yöntem olarak ortaya çıktığı sonucuna ulaştı. Dayanılan antik yazılardan birinde, Roma’nın ilk çağ filozoflarından Genç Seneca, savaş sonrasında binlerce esirin kazıklara geçirildiğinden ve ölülerin de kazığa oturulduğundan bahsediyor.<br />
Samulsson, antik yazıların çok dikkatli bir şekilde incelendiği zaman, çarmıha germe vakalarının sadece iki ya da üç defa rastlandığını söylüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İsveçli ilahiyatcının bulguları, Roma döneminde çarmıha germenin çok sık uygulandığını belirten kitaplarla çelişiyor. Birinci yüzyılda üç Roma imparatoruna danışmanlık yapan Yahudi tarihçi Flavius Josephus’un yazılarına değinen Samuelsson, Romalı askerlerin bir Yahudi ayaklanmasında ele geçirdikleri tutsakları idam etmek için birçok vahşi yöntem kullandıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">İsa’nın yaşadığı dönemde uygulanan idam yöntemlerinin sanılandan çok farklı ve çeşitli olabileceğini belirten Samuelsson, neden çarmıhın baskın Hıristiyan motifi olduğunu da bilmediğini belirtti. İsveçli din adamı, İsa’nın ölümü ardından ikinci yüzyılda hazırlanan el yazmalarında T ve X şekilli çarmıhların sıkça kullanılmaya başlandığına dikkat çekti.</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fhiristiyan-dunyasini-kizdiracak-iddia.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/hiristiyan-dunyasini-kizdiracak-iddia.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçekten, ruh olduğunu mu düşünüyorsun?</title>
		<link>http://disturblog.com/felsefe/gercekten-ruh-oldugunu-mu-dusunuyorsun.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/felsefe/gercekten-ruh-oldugunu-mu-dusunuyorsun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 17:27:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>balzac</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[beynin kontrolü kimde]]></category>
		<category><![CDATA[ruh var mı]]></category>
		<category><![CDATA[ruh vardır]]></category>
		<category><![CDATA[ruh varmıdır]]></category>
		<category><![CDATA[ruh yokmudur var mıdır]]></category>
		<category><![CDATA[ruh yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Ya ruh diye bir şey yoksa]]></category>
		<category><![CDATA[Ya ruh yoksa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=2266</guid>
		<description><![CDATA[Ya ruh yoksa başlıklı Ertuğrul Özkök’ün 20 haziran 2010 tarihli  yazısı..Eduardo Punset-Lynn Margulis&#8217;in ”hayat kitabı” adlı kitabından alıntı  yapmış
Ya ruh diye bir şey yoksa
ŞİMDİ sıkı durun.
Hayatınızla, dünyayı algılama biçiminizle ilgili en büyük ezberinizi  bozmaya hazır mısınız?
Bu güzel pazar günü dudak uçurtacak bir konuya gireceğiz.
Şu konuşma, televizyon için bilim adamları ile sohbetler yapan bir  gazeteci ile Tufts Üniversitesi’nin en parlak bilim adamlarından biri  olan Daniel Dennett arasında geçiyor.
Daniel Dennett’in kim olduğunu anlamanıza yardımcı olmak için, başında  bulunduğu ekipte yer alan üç bilim insanının isimlerini vereyim.
Richard ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://disturblog.com/felsefe/gercekten-ruh-oldugunu-mu-dusunuyorsun.html"><img class="alignleft" title="Ruh var mıdır? Yok mudur?" src="http://i973.photobucket.com/albums/ae214/disturblog2/hayalet20ruh20351206.jpg" alt="Ruh var mıdır? Yok mudur?" width="250" height="328" /></a>Ya ruh yoksa başlıklı Ertuğrul Özkök’ün 20 haziran 2010 tarihli  yazısı..Eduardo Punset-Lynn Margulis&#8217;in ”<strong>hayat kitabı</strong>” adlı kitabından alıntı  yapmış</p>
<h3 style="text-align: justify;">Ya ruh diye bir şey yoksa</h3>
<blockquote style="text-align: justify;"><p>ŞİMDİ sıkı durun.</p>
<p>Hayatınızla, dünyayı algılama biçiminizle ilgili en büyük ezberinizi  bozmaya hazır mısınız?</p>
<p>Bu güzel pazar günü dudak uçurtacak bir konuya gireceğiz.<br />
Şu konuşma, televizyon için bilim adamları ile sohbetler yapan bir  gazeteci ile Tufts Üniversitesi’nin en parlak bilim adamlarından biri  olan Daniel Dennett arasında geçiyor.<br />
Daniel Dennett’in kim olduğunu anlamanıza yardımcı olmak için, başında  bulunduğu ekipte yer alan üç bilim insanının isimlerini vereyim.<br />
Richard Dawkins, Francis Crick ve James Watson.<br />
Crick ve Watson, DNA’yı keşfeden insanlar.<br />
Şimdi kemerlerinizi bağlayın ve bakın bu ünlü bilim adamı ne diyor.<br />
İkisi arasındaki konuşmayı aynen, satırı satırına aktarıyorum:<br />
İkisi, bir makine olarak gördükleri insan denen varlık üzerine  konuşuyor.<span id="more-2266"></span><br />
* * *<br />
Eduardo Punset: “Demek bu makinenin, yani vücudumuzun bir ruhu yok.”<br />
Daniel Dennett: “Aynen öyle, bir ruh (spirit) yok.”<br />
Eduardo Punset: “Ne de can (soul)?”<br />
Daniel Dennett: “Can olabilir, insan vücudunu ele alalım, ne buluyoruz?  Birkaç milyar farklı hücre, canlı hücre, nöronlar-her türden hücre yani.  Ama hücrelerden hiçbiri kim olduğumuzu ne bilir, ne de umursar. Bir  şekilde, trilyonlarca hücreyle, bu faşist hücrelerle bir takım  oluşturuyoruz ve bunlar köle gibi, davetsiz misafirleri kovuyorlar aynen  kovandaki arılar gibi ve demokrasi, Barcelona veya Boston umurlarında  değil. Hücrelerimiz tüm bundan habersizler, ama iki büyük hücre takımı,  senin takımınla benimki, farkında olmadan pek çok şey biliyorlar.”<br />
Söyledikleri çok açık değil mi?<br />
Bir: İnsan ruhu diye bir şey yoktur.<br />
İki: Bizi biz yapan hücrelerin, dolayısıyla organların bilinci yoktur.<br />
* * *<br />
Öyleyse, bir insanın beyni nedir? Vücudun patronu kimdir?<br />
“Sadece beynin kontrolü için yarışan gruplar ve hizipler. Bunlar  faaliyet grupları, hücre değiller, daha ziyade vücudun kontrolü için  yarışan enformasyon modelleri bunlar.”<br />
O zaman asıl soruya gelelim:<br />
Eduardo Punset: “Beyne kim göz kulak oluyor, tabii biri göz kulak  oluyorsa?”<br />
Daniel Dennett: “Bu biraz ürpertici bir fikir. Beynin on milyar veya  belki yüz milyar nöronu var ve iş bununla da bitmiyor. Tek bir nöron  bile senin kim olduğunu bilmez, hiç umurunda değildir. Bunun için fazla  aptallar. Dolayısıyla demokrasi gerekiyor; nöronlar takım halinde  çalışır ve kimsenin denetimi olmaksızın birbirleriyle rekabet ederler,  onları kimse denetleyemez. Bilinç veya vicdanın yüce bir efendisi olduğu  yolundaki teori yanlış yani.”<br />
* * *<br />
Kitabı okurken allak bullak oldum.<br />
İnsan denen varlığın bir ruhunun olmadığı tezi, bugüne kadar kurduğumuz  bütün sistemleri altüst ediyor.<br />
En başta dinleri.<br />
Ölümü, ruhun bedenden ayrılması olarak tasarlayan ve bize kabul ettiren  tektanrılı, çoktanrılı dinlerin hepsi birer hurafe mi?<br />
Ya psikologlar, psikiyatrlar?<br />
Hepsi birer şarlatan mı bu insanların?<br />
Tabii asıl soru.<br />
İnsan denen bu mükemmel makineyi, aptal, hiçbir şeyden habersiz  hücrelerin meydana getirmesine ne diyeceğiz?<br />
Bütün bu aptal, etraftan habersiz hücrelere emredecek, onları idare  edecek bir patron yoksa, bizler nasıl farklı bireyler olabiliyoruz?<br />
Bilim bunların cevabını aramaya devam ediyor.<br />
* * *<br />
Bütün bunlara evet.<br />
Ama insan denen varlığın bir “ruhunun bulunmadığı” tezi beni allak  bullak etti.<br />
Üstelik söyleyen herhangi biri değil.<br />
Eğer bir ruhum yoksa ben kimim?<br />
Ölüm aptal, geri zekâlı, umursamaz hücrelerin yaşamaktan vazgeçmesinden  ibaret bir şeyse, cennete veya cehenneme giden nedir, kimdir?<br />
Benim kafam karıştı.<br />
Bu pazar günü biraz siz de kafa yorun.<br />
Demek ki “Ruhsuz” dediğimiz insanlar, aslında insanoğlunun en bilinçli  varlıklarıymış.</p>
<p>Eduardo Punset-Lynn Margulis:<br />
“Hayat Kitabı”, Çeviren Burak Bengi,<br />
NTV Yayınları, 2010</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a rel="nofollow" href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15079844&amp;yazarid=10&amp;tarih=2010-06-20" target="_blank">http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15079844&amp;yazarid=10&amp;tarih=2010-06-20</a></p>
<p>﻿
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Ffelsefe%2Fgercekten-ruh-oldugunu-mu-dusunuyorsun.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/felsefe/gercekten-ruh-oldugunu-mu-dusunuyorsun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İllallah! Ajanda 2010</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/illallah-ajanda-2010.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/illallah-ajanda-2010.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 09:20:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ateistler için ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli ateist]]></category>
		<category><![CDATA[illallah]]></category>
		<category><![CDATA[illallah 2009]]></category>
		<category><![CDATA[İllallah Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[İllallah Ajanda 2010 hazırlayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[illallah ajandası]]></category>
		<category><![CDATA[illallah ajandası fiyat]]></category>
		<category><![CDATA[uçan spagetti canavarı nasıl olraya çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[uçan spagetti canavarı nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=2145</guid>
		<description><![CDATA[Normalde ajanda kullanan bir tip değilim. Ama illallah&#8217;a internette rast geldim ve içeriğini çok beğendim, 1 hafta arayışın ardından D&#38;R da son kalan ajandaya sahip olma şansını yakaladım. Ajandanın girişinde hazırlanış nedeni Metis editörleri tarafından güzel bir dille anlatılmış (makalenin sonunda editörlerin açıklaması mevcut).
Aslında sadece ajanda demek istemiyorum. İçerik bakımından son derece öğretici, kullanmaya bile kıyamayacağınız güzel metinler, küçük küçük açıklamalar, okuma parçaları bulunmakta. (Hatta ve hatta uçan spagetti canavarı&#8217;nın nasıl ortaya çıktığını bile anlatıyor : ) ) Hem defter hem kitap gibi birşey&#8230; Herkese tavsiye ederim.
Unutmadan İllallah ajandasını neymiş ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="İllallah Ajanda 2010" src="http://i976.photobucket.com/albums/ae245/disturblog/kk2116.jpg" alt="İllallah Ajanda 2010" width="200" height="158" />Normalde ajanda kullanan bir tip değilim. Ama illallah&#8217;a internette rast geldim ve içeriğini çok beğendim, 1 hafta arayışın ardından D&amp;R da son kalan ajandaya sahip olma şansını yakaladım. Ajandanın girişinde hazırlanış nedeni Metis editörleri tarafından güzel bir dille anlatılmış (makalenin sonunda editörlerin açıklaması mevcut).<br />
Aslında sadece ajanda demek istemiyorum. İçerik bakımından son derece öğretici, kullanmaya bile kıyamayacağınız güzel metinler, küçük küçük açıklamalar, okuma parçaları bulunmakta. (Hatta ve hatta uçan spagetti canavarı&#8217;nın nasıl ortaya çıktığını bile anlatıyor : ) ) Hem defter hem kitap gibi birşey&#8230; Herkese tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">Unutmadan İllallah ajandasını neymiş efendim o ajanda ateistler için okumam almam kullanmam çarpılırım vs gibi saçma saçma konuşan kişilere aldırmayın. Bir ateist olmasanız bile en azından elinize alıp incelemenizde fayda var (Sadece 4TL). Aklınızın kapılarınını bilgiye açık tutumanız dileğiyle hepinize mutlu günler dileyerek bu makalede yazmam gereken bölümü bitiriyorum.</p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p>Bu ajandayı hazırlayan bizler, inanma hakkına saygı duyuyoruz. Ama biraz daha derin bir saygıyı, inanmama hakkına duyduğumuzu da belirtmemiz gerek.<br />
İnanmanın bir kez daha tartışılmaz bir şekilde insan varoluşunun temellerinden sayılmaya başladığı <span id="more-2145"></span>günümüz dünyasında, (ülkesine ve mekânına bağlı olarak) inanma hakkı örgütlü dinlerle, devlet bütçeleriyle, polis ya da asker kuvvetleriyle koruma altına alınmış durumda; buna karşılık, varoluşlarını inanma temelinde tanımlamak istemeyenler genellikle tekil, münferit ve örgütsüzler. Doğduğumuzda dinsel bir kimlik edindiğimiz varsayılıyor ve dünya karşısındaki duruşumuzu nasıl tanımladığımız sorulmadan bu kimlikler atfediliyor bize; üstelik yirminci yüzyılın sonlarında başlayan bu yeniden dinselleşme eğilimi siyasi, tarihsel bir gelişme değil de doğal bir oluşummuşçasına kabullenmemiz bekleniyor. Vicdana, adalet ilkelerine, ortak hukuk arayışına dayalı mutabakatlar oluşturmak yerine kendi seçimimiz olmayan kimliklerin sözcülüğünü yapmamız bekleniyor. Dolayısıyla, saygı duyup haklarının tanınmasını istediğimiz inanan kesimlerin bizlerin inanmama hakkını bertaraf edeceği kaygısından kurtulamıyoruz, ki gerek dünyanın gerekse ülkemizin tarihine şöyle bir göz atıldığında pek de yersiz olmadığı görülen bir kaygı bu.<br />
Dinsel, etnik, cinsel vb. kimliğiyle yaşamak isteyenin bu haklarına sahip olması demokratik bir toplumun esasıdır kuşkusuz; ancak kendisini bu tür verili kimliklerle tanımlamak istemeyenlerin vatandaşlık haklarının da aynı tavizsizlikle savunulması, eşit ölçüde meşru bir haktır bizce.<br />
İnanmama hakkının da bir insan hakkı olarak tavizsiz uygulanacağı bir dünya ve ülke umuduyla, bu ajandayı kendisine dinsel kimlik dayatılmasından illallah diyenlere sunuyoruz&#8230; — Metis editörleri<br />
<strong>Hazırlayanlar:</strong> Müge Gürsoy Sökmen, Özde Duygu Gürkan, Özge Çelik, Eylem Can, Emine Bora, Tuncay Birkan</p></blockquote>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fillallah-ajanda-2010.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/illallah-ajanda-2010.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Onlarsız hayat düşünebiliyor muyuz?</title>
		<link>http://disturblog.com/felsefe/onlarsiz-hayat-dusunebiliyor-muyuz.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/felsefe/onlarsiz-hayat-dusunebiliyor-muyuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 22:59:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[10 yıl içinde neler değişti]]></category>
		<category><![CDATA[çöpçatanlık]]></category>
		<category><![CDATA[crocs ayakkabılar]]></category>
		<category><![CDATA[dövme yaptırma]]></category>
		<category><![CDATA[facebook çılgınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatın olmazsa olmazları haline geldiler]]></category>
		<category><![CDATA[onlarsız hayat düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[onlarsız hayat yok]]></category>
		<category><![CDATA[sexting]]></category>
		<category><![CDATA[ugg botlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmak yok]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmaya son]]></category>
		<category><![CDATA[yaz kış ugg bot giyenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=2112</guid>
		<description><![CDATA[* Blog: Blog yazmaya başlamadan önce vaktimizi nasıl değerlendiriyorduk kimbilir! Bugün sanal âlemde 100 milyondan fazla blog var.
* Blackberry: 2002’de hayatımıza giren bu akıllı telefonları şu anda 28 milyondan fazla insan kullanıyor.
* Cep telefonları: Sabit telefonların pabucu dama atılalı hayli oluyor. Ayrıca ‘cep’ler aldatma mefhumuna da yeni boyut kattı. Tiger Woods gibi cep mesajı yüzünden yananları hatırlayın&#8230;
* Crocs ayakkabılar: Onları ya seversiniz ya da nefret edersiniz! Bu plastik ayakkabılarla 2002’de tanışmıştık, 2009’da çıktığı tatilde Michelle Obama’nın ayağında bile vardı.
* Çöpçatanlık: Tarihin her döneminde var olan çöpçatanlık kurumu internetle birlikte boyut ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Hayatın olmazsa olmazları haline geldiler" src="http://img444.imageshack.us/img444/5725/hayat1.jpg" alt="Hayatın olmazsa olmazları haline geldiler" width="250" height="178" />* <strong>Blog</strong>: Blog yazmaya başlamadan önce vaktimizi nasıl değerlendiriyorduk kimbilir! Bugün sanal âlemde 100 milyondan fazla blog var.</p>
<p>* <strong>Blackberry</strong>: 2002’de hayatımıza giren bu akıllı telefonları şu anda 28 milyondan fazla insan kullanıyor.</p>
<p>* <strong>Cep telefonları</strong>: Sabit telefonların pabucu dama atılalı hayli oluyor. Ayrıca ‘cep’ler aldatma mefhumuna da yeni boyut kattı. Tiger Woods gibi cep mesajı yüzünden yananları hatırlayın&#8230;</p>
<p>* <strong>Crocs ayakkabılar</strong>: Onları ya seversiniz ya da nefret edersiniz! Bu plastik ayakkabılarla 2002’de tanışmıştık, 2009’da çıktığı tatilde Michelle Obama’nın ayağında bile vardı.</p>
<p>* <strong>Çöpçatanlık</strong>: Tarihin her döneminde var olan çöpçatanlık kurumu internetle birlikte boyut değiştirdi. Artık çöpçatanlar eş dost değil, web siteleri. Üstelik artık karşı cinsle tanışıp kaynaşma yaşa da bakmıyor, ileri yaşlarda kurulan sanal arkadaşlıklar şaşırtmıyor.<span id="more-2112"></span></p>
<p>* <strong>Dövme</strong>: Kelebek, çiçek gibi masum figürlerle başlamıştı ama son yılların trendi vücudun muhtelif bölgelerini anlaşılmaz Çince karakter ya da barkodvari rakamlarla donatmak. Yaş skalası da genişledi, orta yaşlardaki anneler de, 18 altı gençler de ‘dövdürüyor’.</p>
<p>* <strong>Facebook</strong>: Bu sosyal ağ sitesinin bir zamanlar sadece Harvard’lı öğrencilere mahsus olduğuna inanabiliyor musunuz? Şu anda 300 milyon kullanıcı Facebook’la iç içe yaşıyor.</p>
<p>* <strong>Google</strong>: Sıradan bir adresten çok beynimizin bir parçası adeta. Hatırlayamadığınız herhangi bir şey için Google’layın, kesin bir bildiği vardır!</p>
<p>* <strong>GPS</strong>: Kaybolmak artık eskisi kadar çok söz konusu değil. GPS takip sistemleri konumunuzu tespit etmek için elde ya da arabada harıl harıl çalışıyor&#8230;</p>
<p>* <strong>Havaalanında güvenlik</strong>: Uçağa binmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmak zorunda kalmadığınız, kabine bir şişe dolusu su sokabildiğiniz günleri hatırlıyor musunuz? Küresel terör, havaalanı alışkanlıklarını değiştirdi.</p>
<p>* <strong>iPod</strong>: Dijital çağın ikonu haline gelen iPod’un hayatımıza topu topu 2001’de girdiğine inanmak ne mümkün! Çıktıktan altı yıl sonra 100 milyonuncu iPod satılmıştı. * Dijital fotoğraf makinesi: Herkesin elinde bir tane var&#8230; Anneanneniz şu anda son fotoğraflarını bir paylaşım sitesine yüklüyor olabilir!</p>
<p>* <strong>Kısa mesaj</strong>: Hla bu hbri okyr msnz? Umrz! Kabul edelim, son 10 yılın en büyük hâkimlerinden biri SMS’ti. * Magazin kültürü: Ünlülerin hayatına takıntı derecesinde merak her geçen dakika artıyor. Ünlülerden haberler akıtan siteler altın çağını yaşıyor.</p>
<p>* <strong>Online olmak</strong>: Her an internete, mail’lere ve sosyal ağ sitelerine bağlı konumdayız. İş hayatından bahis açılmayan tatlı pazarlar artık uzak bir rüya.</p>
<p>* <strong>Organik yaşam</strong>: Organik ürün çılgınlığı gıda sektöründe girişimcilere yeni ve bereketli kapılar açtı. Artık her şeyin en makbulü, organik olanı&#8230;</p>
<p>* <strong>Sexting</strong>: Cep telefonu kameralarından karşılıklı iletilen seksi fotoğraf ya da videolar daha çok ‘Yoksa benim çocuğum da mı&#8230;’ diye şüpheye düşen anne-babaların kâbusu oldu. Amerika’da 12-17 yaş gençlerin yüzde 15’i ‘sexting’le meşgul olmakta&#8230;</p>
<p>* <strong>Starbucks</strong>: Benzerleri ona hâlâ yetişemiyor, üstelik tıpkı ABD’de olduğu gibi, otobüs durağı misali her yerdeler! Elde karton bardak yürüyen çoğaldı.</p>
<p>* <strong>Twitter</strong>: 140 karakterle o an neler olduğunu, kimi nerede gördüğümüzü ya da akşama ne yiyeceğimizi paylaşmaya bu kadar meraklı olduğumuzu Twitter’dan önce kim bilebirdi ki?</p>
<p>* <strong>Ugg botlar</strong>: Crocs’lardan sonra böyle çılgınlık boyutunda sevilen başka bir ayakkabı modeli olmamıştı. Yaz-kış demeden herkesin ayağında&#8230;</p>
<p>* <strong>Wikipedia</strong>: Kitaplıktaki cilt cilt ansiklopedilerin üstü çoktandır ağır tozla kaplı. Açık kaynaklı bu sanal ansiklopedi çok kişinin işini kolaylaştırdı.</p>
<p>* <strong>Wii</strong>: Birbirinden gelişmiş bilgisayar oyunları okyanusunda, bu basit konsol, oyun bağımlısı olmayanların da gönlünü fethetmeyi başardı. Wii’ler aile boyu oynanan oyunların ve evde yapılan egzersizlerin önünü açtı.</p>
<p>* <strong>Yaşam koçları</strong>: Kimine göre onlar aslında lisans sahibi olmayan terapistler ama kimin umurunda? Her nevi yönlendirmeyi yapan yaşam koçlarının sayısı son hız artıyor.</p>
<p>* <strong>Yaşlanmak yok</strong>: Artık hiç kimse yaşlı görünmüyor! 50 yaşındaki kadınların kıyafetleri daha çok 18’lik kızlar için yapılmış gibi, 20’lerindeki kızlarsa 15’indeymiş gibi giyinmekte.</p>
<p>* <strong>‘Yeşil’ furyası</strong>: Odalarımıza tasarruflu ampuller, kolumuza çevre dostu bez torbalar takıyoruz. Gezegenin geleceği için hiç bu kadar endişeli olmamıştık, son yıllarda her şey daha ‘yeşil’ bir hayatı mümkün kılmak için!</p>
<p>* <strong>Yoga</strong>: Doğuya ait bu mistik pratik Madonna, Gwyneth Paltrow gibi yıldız isimler eşliğinde hızla popülerleşti. 9-5 insanları için iş çıkışı yoga yapmak sıradan bir faaliyet adeta&#8230;</p>
<p>* <strong>YouTube</strong>: 2005’te hayata geçen video paylaşım sitesi YouTube, 2008’de artık politikacıların bile faydalandığı bir mecra olmuştu. Her ne kadar Türkiye’de yasal giriş yolları hâlâ tıkalı olsa da, benzerleri mantar gibi çoğalan YouTube zirveden ineceğe benzemiyor.</p>
<p>Kaynak: alpamisce.blogspotcom
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Ffelsefe%2Fonlarsiz-hayat-dusunebiliyor-muyuz.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/felsefe/onlarsiz-hayat-dusunebiliyor-muyuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi</title>
		<link>http://disturblog.com/felsefe/din-kulturu-ve-ahlak-bilgisi.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/felsefe/din-kulturu-ve-ahlak-bilgisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:54:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak nedir]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[din dersi]]></category>
		<category><![CDATA[din kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[din kültürü ve ahlak bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[din ve ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[din ve ahlak bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[din ve ahlak nedir]]></category>
		<category><![CDATA[din ve güzel ahlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=2068</guid>
		<description><![CDATA[Dini inancı olan kimselerin ateizme karşı en büyük kozlarından biri inanç olmasa ahlak kavramının olmayacağı varsayımıdır. Bu düşünceye göre ahlakın kaynağı kutsaldır ve kutsal değerler/kurallar olmasa günah ya da cezalandırılma olmayacağı için inançsız bir kimse eğer çıkar sağlayacağını düşünürse herhangi bir suçu gözünü kırpmadan işleyebilir. Acaba gerçekten öyle mi? Bakalım bu videoda ne diyor:


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="Ahlak Var" src="http://img9.imageshack.us/img9/7029/ahlakvar.jpg" alt="" width="166" height="154" />Dini inancı olan kimselerin ateizme karşı en büyük kozlarından biri inanç olmasa ahlak kavramının olmayacağı varsayımıdır. Bu düşünceye göre ahlakın kaynağı kutsaldır ve kutsal değerler/kurallar olmasa günah ya da cezalandırılma olmayacağı için inançsız bir kimse eğer çıkar sağlayacağını düşünürse herhangi bir suçu gözünü kırpmadan işleyebilir. <span id="more-2068"></span>Acaba gerçekten öyle mi? Bakalım bu videoda ne diyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/NhdkUaZ/550x345/0" type="text/javascript"></script></p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Ffelsefe%2Fdin-kulturu-ve-ahlak-bilgisi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/felsefe/din-kulturu-ve-ahlak-bilgisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrim ve Ateizm Karşıtı En Saçma 10 İddia</title>
		<link>http://disturblog.com/felsefe/evrim-ve-ateizm-karsiti-en-sacma-10-iddia.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/felsefe/evrim-ve-ateizm-karsiti-en-sacma-10-iddia.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 16:28:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm karşıtı iddialar]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm ve din]]></category>
		<category><![CDATA[ateizmecevap]]></category>
		<category><![CDATA[evrim karşıtı]]></category>
		<category><![CDATA[evrim karşıtı bilim adamları]]></category>
		<category><![CDATA[evrim karşıtı iddialar]]></category>
		<category><![CDATA[evrim karşıtı kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[evrim karşıtları]]></category>
		<category><![CDATA[evrim teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[evrim teorisi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/felsefe/evrim-ve-ateizm-karsiti-en-sacma-10-iddia.html</guid>
		<description><![CDATA[Yaradılışçılardan sıklıkla duymaya alıştığımız soruların yanıtını bulabileceğiniz bir video. Youtube&#8217;da GarajımdakiEjder kanalını takip etmenizi öneririm.
http://www.youtube.com/user/GarajimdakiEjder


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="Ateizm ve Dinler" src="http://img638.imageshack.us/img638/1017/ateizmvedinler.jpg" alt="" width="219" height="384" />Yaradılışçılardan sıklıkla duymaya alıştığımız soruların yanıtını bulabileceğiniz bir video. Youtube&#8217;da GarajımdakiEjder kanalını takip etmenizi öneririm.<span id="more-2051"></span></p>
<p style="text-align: justify;">http://www.youtube.com/user/GarajimdakiEjder</p>
<p style="text-align: justify;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="540" height="322" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://img229.imageshack.us/flvplayer.swf?f=Pfile25426" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="540" height="322" src="http://img229.imageshack.us/flvplayer.swf?f=Pfile25426" allowfullscreen="true" wmode="transparent"></embed></object>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Ffelsefe%2Fevrim-ve-ateizm-karsiti-en-sacma-10-iddia.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/felsefe/evrim-ve-ateizm-karsiti-en-sacma-10-iddia.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>15 MİLYAR YAŞIMDAYIM</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/15-milyar-yasimdayim.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/15-milyar-yasimdayim.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 14:46:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Suskun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[15 milyar yaş]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın yaradılışı]]></category>
		<category><![CDATA[evrenin yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[evrenin yaşı kaçtır]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar topraktan yaratılmıştır her an çamurlaşabilirler]]></category>
		<category><![CDATA[topraktan bedene can veren allah]]></category>
		<category><![CDATA[topraktan yaratılma]]></category>
		<category><![CDATA[yaradılış efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız tozu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=2047</guid>
		<description><![CDATA[Okuldan bir arkadaşın ilk yazarlık denemesi. İlginç bir konu seçmiş. Sitenin geneline bakıldığında oldukça farklı bir yaklaşım gütmüş.
Arkadaşım Murtaza ile dersten bunalmış olan bedenlerimizi rahatlatmak için soluğu fakültenin kantininde aldık. Çaylarımızı yudumlarken laf olsun diye sordum. Kaç yaşındasın?
Murtaza:
- Yirmiiiiiii. Ne oldu ki? Sen kaç yaşındasın?
- 15 MİLYAR.
Murtaza haklı olarak ne diyorsun sen, aklını mı kaçırdın? Diye sorunca dur dedim acele etme açıklamama izin ver.
Şimdi şu çayın yanında afiyetle yediğimiz simitleri düşünelim. Bu simitler birkaç saat içinde midemizde parçalanarak moleküller haline gelecek ve kana karışacak. Bu moleküller bizim gibi yetişkin insanların ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="15 milyar yıl öncesi, yaradılış" src="http://img13.imageshack.us/img13/2523/jesusdinosaur1.jpg" alt="15 milyar yıl öncesi, yaradılış" width="118" height="150" /><span style="color: #ce5030;"><strong>Okuldan bir arkadaşın ilk yazarlık denemesi. İlginç bir konu seçmiş. Sitenin geneline bakıldığında oldukça farklı bir yaklaşım gütmüş.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Arkadaşım Murtaza ile dersten bunalmış olan bedenlerimizi rahatlatmak için soluğu fakültenin kantininde aldık. Çaylarımızı yudumlarken laf olsun diye sordum. Kaç yaşındasın?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Murtaza</strong>:</p>
<p style="text-align: justify;">- Yirmiiiiiii. Ne oldu ki? Sen kaç yaşındasın?</p>
<p style="text-align: justify;">- 15 MİLYAR.</p>
<p style="text-align: justify;">Murtaza haklı olarak ne diyorsun sen, aklını mı kaçırdın? Diye sorunca dur dedim acele etme açıklamama izin ver.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi şu çayın yanında afiyetle yediğimiz simitleri düşünelim. Bu simitler birkaç saat içinde midemizde parçalanarak moleküller haline gelecek ve kana karışacak. Bu moleküller bizim gibi yetişkin insanların vücudunda yüz trilyon hücreye taşınıyor. Her saniyede vücudumuzda beş milyon hücre ölüyor. Haliyle de bu ölen hücrelerin yerine, yediğimiz bu simit gibi gıdalardan gelen, olağanüstü bir düzende ayrılan ve gideceği yeri iyi bilen bu moleküllerin gelip bayrağı devralması gerekiyor. Yani anatomik olarak vücudumuz her saniyede ölüyor ve yeniden diriliyor. Düşünsene süt içiyorum kalsiyum kemiğe gideceğini biliyor.<span id="more-2047"></span> Ya yolunu şaşırıp gözüme giderse ne olacak? Gözüm kemik olur(!)</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında asıl sorulması gereken soru şu. Madem ki benim her saniye beş milyon hücrem ölüyor ve yerine yenileri geliyor. Öyleyse yeni gelen hücrelerin kaynağı nerededir? Simit simit olmadan önce neydi? Hamur. Hamurdan önce un. Undan önce buğday. Buğday nerden geldi?</p>
<p style="text-align: justify;">Yani vücudumuz bir yandan su sızdıran bir yandan da içine su damlayan dibi çatlak bir kovaya benziyor. Yani çamurdaki toprak maddesinde ne varsa vücudumuzda da o var. Vücudun dörtte üçü sudur. Öyleyse 100 kg gelen bir insan 75 kg su taşıyor demektir. Geriye kalan 25kg’ın yarıdan fazlası karbon geriye kalanı da çeşitli mineraller, vitaminler ve yağlardır. Bunlar bize topraktan direk sebzeler yoluyla yada dolaylı olarak etini yediğimiz sebzeyle beslenen hayvanlardan geliyor. Buda bize ‘<strong>topraktan yaratılma</strong>’ ifadesinin basit değil tam aksine içinde derin anlamlar barındıran ekolojik bir gerçeği sunuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">-          Neyse yine çok konuştum, gelelim şu yaş konusuna. Topraktan geldik dedik. Bilim adamlarının söylediğine göre dünya BİG BANG (büyük patlama) olarak adlandırılan ve yaklaşık 15 MİLYAR yıl önce olan bir olay sonucunda yaratılmış. Toprak dünyada olduğuna göre ve bende topraktan geldiğime göre 15 milyar yaşında sayılabilirim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Murtaza</strong>:</p>
<p style="text-align: justify;">-          Tamam hadi gidelim, yoksa derse geç kalacağız İHTİYAR(!)</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2F15-milyar-yasimdayim.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/15-milyar-yasimdayim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeitgeist: Addendum</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/zeitgeist-addendum.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/zeitgeist-addendum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 23:13:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist addendum]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist addendum altyazı]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist addendum izle]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist addendum türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist addendum türkçe altyazılı]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist nedir]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=2043</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İnsanoğlu hâlâ eskiden beri bildiğimiz gibi; hâlâ barbar, hâlâ şiddet tutkunu, saldırgan, açgözlü, rekabetçi&#8230; ve inşa ettiği toplum da bu değerler üzerine kurulu.&#8221; 
Jiddu Krishnamurti
Zeitgeist belgeselinin 2008 yılında yayınlanan ikincisi Addendum (Ek), ilk belgeselde eksik olan bazı konuları izleyicilere sunuyor. Muhtemelen ilk belgeseli izleyen pek çok kişi, &#8220;tamam boğazımıza kadar battık, kâbul ama çözüm nedir?&#8221; diye kendilerine sormuşlardır. İşte bu belgesel bunun yanıtını veriyor.
İlk kısımda Amerikan federal bankacılık sisteminin modern para çarkı detaylı olarak inceleniyor. Bankalarda aslında varolmayan paraların yaratılması ve insanların borç temelli para politikaları yoluyla köleleştirilmeleri basit fakat ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><img class="alignleft" title="Zeitgeist: Addendum" src="http://img696.imageshack.us/img696/130/zeitgeistaddendum.jpg" alt="" width="210" height="128" />&#8220;İnsanoğlu hâlâ eskiden beri bildiğimiz gibi; hâlâ barbar, hâlâ şiddet tutkunu, saldırgan, açgözlü, rekabetçi&#8230; ve inşa ettiği toplum da bu değerler üzerine kurulu.&#8221;<em> </em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Jiddu Krishnamurti</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Zeitgeist belgeselinin 2008 yılında yayınlanan ikincisi Addendum (Ek), ilk belgeselde eksik olan bazı konuları izleyicilere sunuyor. Muhtemelen ilk belgeseli izleyen pek çok kişi, &#8220;tamam boğazımıza kadar battık, kâbul ama çözüm nedir?&#8221; diye kendilerine sormuşlardır. İşte bu belgesel bunun yanıtını veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-2043"></span>İlk kısımda Amerikan federal bankacılık sisteminin modern para çarkı detaylı olarak inceleniyor. Bankalarda aslında varolmayan paraların yaratılması ve insanların borç temelli para politikaları yoluyla köleleştirilmeleri basit fakat detaylı olarak anlatılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci kısımda <em>Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları</em> kitabının yazarı John Perkins&#8217;in ağzından CIA&#8217;in uluslararası faaliyetleri ve ülkeleri köleleştirme politikalarını dinliyoruz (Bu kısımda John Perkins tarafından ifade edilen uygulamaların şu anda Türkiye&#8217;de bizzat gerçekleştirildiğini düşünüyorum).</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü kısım, Venüs Projesinin mimarı Jacque Fresco&#8217;nun kaynak tabanlı ekonomi hakkında verdiği bilgilerden oluşuyor. Bu kısım en başta belirttiğim &#8220;çözümleri&#8221; içeriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Dördüncü kısımda toplumun yozlaşmış sosyal değerlerinin (savaş, kanunlar, sosyal sınıflar, doğaüstü inanışlar, çevresel tahribat ve tiranlık) kaynağı olarak doğa kanunlarının desteklediği ortak yaşam biçimini tamamen reddedişimiz gösteriliyor ve sosyal değişim için gerçekleştirilebilecek bazı uygulamalar öneriliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İyi seyirler&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/TZgFwp9/500x314/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: right;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/B24sER6/500x314/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: right;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/1i95bKy/500x314/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: right;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/AtVPSpm/500x314/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: right;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/nSxc7iG/500x314/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: right;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/oErh11R/500x314/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: right;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/Pr2fKma/500x314/0" type="text/javascript"></script></p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fzeitgeist-addendum.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/zeitgeist-addendum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeitgeist Belgeseli</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/zeitgeist-belgeseli.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/zeitgeist-belgeseli.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 14:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[11 eylül gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[11 eylül saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[11 eylül yalanı]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist altyazı]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist izle]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist nedir]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist the movie]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist türkçe altyazılı]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=2042</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İnanıyorum ki silahsız gerçek ve koşulsuz sevgi son sözü söyleyecek.&#8221; 
Dr. Martin Luther King Jr.
2007 yılında yayınlanan ve o gün bugündür ciddi bir izleyici ve destekçi kitlesi kazanmasının yanında, ciddi eleştirilere de maruz kalan Zeitgeist belgeseli, toplumları yozlaştıran kültürel unsurları, hükümetlerin karar alma yetkilerini nasıl belli kişilerin şahsi çıkarları adına kötüye kullanabildiğini, ekonominin işleyişini ve uluslararası bankerlerin çevirdikleri kirli işleri ve tarihe yön veren olaylardaki rollerini ve bugün dünyada varolan kaosun temel nedenlerini ele alıyor.
Belgesel üç bölüm olarak hazırlanmış:
1. Anlatılmış En Müthiş Hikaye: Bu bölümde Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin kökenleri inceleniyor ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="Zeitgeist Belgeseli" src="http://img130.imageshack.us/img130/2888/annuitcoeptis.jpg" alt="" width="196" height="196" /><strong>&#8220;İnanıyorum ki silahsız gerçek ve koşulsuz sevgi son sözü söyleyecek.&#8221;<em> </em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Dr. Martin Luther King Jr.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">2007 yılında yayınlanan ve o gün bugündür ciddi bir izleyici ve destekçi kitlesi kazanmasının yanında, ciddi eleştirilere de maruz kalan Zeitgeist belgeseli, toplumları yozlaştıran kültürel unsurları, hükümetlerin karar alma yetkilerini nasıl belli kişilerin şahsi çıkarları adına kötüye kullanabildiğini, ekonominin işleyişini ve uluslararası bankerlerin çevirdikleri kirli işleri ve tarihe yön veren olaylardaki rollerini ve bugün dünyada varolan kaosun temel nedenlerini ele alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-2042"></span>Belgesel üç bölüm olarak hazırlanmış:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1. Anlatılmış En Müthiş Hikaye:</strong> Bu bölümde Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin kökenleri inceleniyor ve diğer dinler ve mitlerle olan bağları tartışılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2. Tüm Dünya Bir Sahne:</strong> Belgeselin ikinci bölümünde 11 Eylül saldırıları inceleniyor ve tanıkların ifadeleri ile olayın içeriden gerçekleştirildiği ve Amerikan Hükümetinin saldırılardan sorumlu olduğu anlatılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3. Perdenin Arkasındakilere Aldırmayın:</strong> Yirminci yüzyılda Amerikanın dâhil olduğu savaşların yalnızca uluslararası bankerlerin ekonomik çıkarları için gerçekleştirildiği iddia ediliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük dosyalarda upload sıkıntısı yaşandığı için belgeseli 7 parçaya böldüm. İyi seyirler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/13Ixcd5/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: justify;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/XZKxqG1/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: justify;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/1V0ITjH/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: justify;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/sY6W2LU/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: justify;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/Vzb38Z8/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: justify;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/SRG0GIF/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<p style="text-align: justify;"><script src="http://tr.sevenload.com/pl/diOrLaQ/500x408/0" type="text/javascript"></script></p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fzeitgeist-belgeseli.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/zeitgeist-belgeseli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bunu sorgulamak günah sayılır mı?</title>
		<link>http://disturblog.com/felsefe/bunu-sorgulamak-gunah-sayilir-mi.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/felsefe/bunu-sorgulamak-gunah-sayilir-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 01:28:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[arap coğrafyası ve ayetlerin ortak noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[diyanet işleri]]></category>
		<category><![CDATA[diyanet vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[günah nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran insan suresi 13. ayet]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran nebe suresi 33. ayet]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran nisa suresi 57. ayet]]></category>
		<category><![CDATA[Vaat edilen cennet]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar nuri öztürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=1955</guid>
		<description><![CDATA[Sorguladığım ve çelişkiye düştüğüm yeri ayetleri okuduktan sonra anlayacağınızı düşünüyorum.
Nebe Suresi 33. Ayet
Diyanet Vakfı: NEBE’ 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar
Diyanet İşleri: NEBE’ 78/31-34. Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk: NEBE’ 33.Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar
İnsan Suresi 13. Ayet
Diyanet Vakfı: İNSAN 13. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.
Diyanet İşleri: İNSAN
Yaşar Nuri Öztürk: İNSAN 13.Koltuklar üzerine yaslanarak otururlar orada. Ne güneş görürler orada ne de kavurucu soğuk&#8230;
Nisa Suresi 57. Ayet
Diyanet Vakfı: NİSA 57. İnanıp; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="Kur'an'daki ayetler ve Araplar" src="http://img35.imageshack.us/img35/6505/ormani.jpg" alt="Kur'an'daki ayetler ve Araplar" width="130" height="158" />Sorguladığım ve çelişkiye düştüğüm yeri ayetleri okuduktan sonra anlayacağınızı düşünüyorum.</p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p><span style="color: #ff0000;"><strong>Nebe Suresi 33. Ayet</strong></span><br />
<strong>Diyanet Vakfı:</strong> NEBE’ 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar<br />
<strong>Diyanet İşleri:</strong> NEBE’ 78/31-34. Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.<br />
<strong>Yaşar Nuri Öztürk:</strong> NEBE’ 33.Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar<span id="more-1955"></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İnsan Suresi 13. Ayet</strong></span><br />
<strong>Diyanet Vakfı:</strong> İNSAN 13. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.<br />
<strong>Diyanet İşleri:</strong> İNSAN<br />
<strong>Yaşar Nuri Öztürk:</strong> İNSAN 13.Koltuklar üzerine yaslanarak otururlar orada. Ne güneş görürler orada ne de kavurucu soğuk&#8230;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Nisa Suresi 57. Ayet</strong></span><br />
<strong>Diyanet Vakfı:</strong> NİSA 57. İnanıp; iyi işler yapanları da, içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu (tatlı) bir gölgeye koyarız.<br />
<strong>Diyanet İşleri:</strong> NİSA 4/57. İnanıp yararlı iş işleyenleri içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları en koyu gölgeliklere yerleştireceğiz.<br />
<strong>Yaşar Nuri Öztürk:</strong> NİSA 57.İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Hep orada kalacaklardır, sonsuza dek. Orada kendileri için tertemiz eşler de olacaktır. Ve onları, en güzel biçimde serinleten bir gölgeye kavuşturacağız.</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">Hemen özetleyeyim.Yukarıda verilen ayetleri okuduğunuzda ayetlerin ortak bir noktası olduğunu fark ettiniz mi? İnanan, karşı gelmeyen, iyi işler yapanlara cennet vaat ediliyor. Ve bunun yanında dolu kadehler, bağlar bahçeler, altlarından geçen ırmaklar, ağaçların koyu ve serinletici gölgesinde bekleyen olgun göğüslü kadınlar var. Sonra koltuklar var ve bu koltukların olduğu yerde ne yakıcı sıcak ne de dondurucu soğuk var.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><br />
Şimdi sorguladığım ve çelişkiye düştüğüm yer şurası:</strong><br />
Yukarıdaki ayetlerde edilen vaatler sanki Araplara edilmiş. &#8216;<strong>Ne yakıcı güneş, ne dondurucu soğuk&#8217;</strong> ifadesi çölleri anımsatmıyor mu size? Haram olan şarapları doyasıya içmek, iri göğüslü kadın değil kadın<strong>LAR</strong> ile birlikte olmak, serin gölgelerde oturup keyif sürmek, ırmakların dibinde koltuklarda oturmak,  tamamen Arapların yaşadığı coğrafyanın eksikliklerinden değil midir?O zaman yukarıdaki ödüller tamamen Arapların  ihtiyaç ve arzuları yönünde değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Araplar eğer yaşadıkları coğrafyada ırmaklara, bağlara bahçelere, bol bol serin gölgelere, normal ilkim koşullarına sahip olsalardı, istedikleri zaman istedikleri kadınlarla sex yapabilselerdi bu ayetlerin onlar üzerinde yaptırım gücü olabilir miydi? Zaten kendilerine vaat edilenler bildikleri tattıkları şeylerse cennette de böyle şeyler varsa cennet ne kadar ilgi çekebilirdi?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ayetlerden şunu çıkartıyorum. Dünya üzerinde yasak -haram ne varsa cennette haram değil. Yapabildiğin kadar sonsuza kadar yap. Burada bir çelişki yok mu? Bunu sorgulamam şimdi günah mı? Cevabınız &#8220;evet günah&#8221; ise ve mantıklı bir cevabınız da yoksa eğer <span style="text-decoration: underline;">yorum yazmayın</span>.Ama aksini belirtip yanlış düşündüğümü düşünüyorsanız beni aydınlatmanızı isterim ve bundan da mutluluk duyarım.</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Ffelsefe%2Fbunu-sorgulamak-gunah-sayilir-mi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/felsefe/bunu-sorgulamak-gunah-sayilir-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Döngüsel Tüketim İhtiyacı</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/dongusel-tuketim-ihtiyaci.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/dongusel-tuketim-ihtiyaci.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 17:30:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[döngüsel tüketim ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist aktivist oryantasyon rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist hareketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=1787</guid>
		<description><![CDATA[Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi
Birinci Mekanizma
Döngüsel Tüketim İhtiyacı
Parasal bir sistemde insanların rolleri temel olarak üçe ayrılır:
İşçi, Tüketici, İşveren (veya Malik/Müstahsil)
İşçi, “Maaş” veya parasal ödeme karşılığında işverene karşı sorumlu olduğu görevleri yerine getirir; işveren de “Kâr” (parasal ödemenin bir diğer biçimi) elde etmek amacıyla mal veya hizmeti Tüketiciye satar.
Kazandıkları parasal ödemeleri (“maaş” ve “kâr”) hayatlarını sürdürebilmek için mal ve hizmet satın almakta kullanan hem işveren, hem de işçi Tüketici olarak iş görürler. Tüketicinin rolü olan malların ve hizmetlerin satın alınması İşverenin “Kâr” etmesini, aynı zamanda İşçinin “Maaşının” ödenmesini sağlar.
Bir başka deyişle, İşverenin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi</strong></span></p>
<p align="center">Birinci Mekanizma</p>
<p align="center"><strong>Döngüsel Tüketim İhtiyacı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Parasal bir sistemde insanların rolleri temel olarak üçe ayrılır:<span id="more-1787"></span><br />
İşçi, Tüketici, İşveren (veya Malik/Müstahsil)</p>
<p style="text-align: justify;">İşçi, “Maaş” veya parasal ödeme karşılığında işverene karşı sorumlu olduğu görevleri yerine getirir; işveren de “Kâr” (parasal ödemenin bir diğer biçimi) elde etmek amacıyla mal veya hizmeti Tüketiciye satar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kazandıkları parasal ödemeleri (“maaş” ve “kâr”) hayatlarını sürdürebilmek için mal ve hizmet satın almakta kullanan hem işveren, hem de işçi Tüketici olarak iş görürler. Tüketicinin rolü olan malların ve hizmetlerin satın alınması İşverenin “Kâr” etmesini, aynı zamanda İşçinin “Maaşının” ödenmesini sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir başka deyişle, İşverenin ticaretinin ve işçinin işinin devamlılığını sağlayan daimi ‘Tüketimin’ gerekliliğidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi, bu ödeme-tüketim döngüsünün (veya ‘döngüsel tüketim’) son bulamayacağını, aksi takdirde İşverene para gelmeyeceği, İşçinin ücreti İşveren tarafından ödenemeyeceği ve hem İşveren, hem de İşçi, Tüketici olarak döngüyü sürdüremeyeceği için tüm ekonomik yapının çökeceğini anlamamız önemli.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sonuç:<br />
</strong> #1 – ‘Döngüsel tüketim’ yoluyla ekonomik bütünlüğü  devam ettirmek adına fiziksel olarak üretilen hiçbir şeyin    işlevsel ömrü kaldırabileceğinden uzun olamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer bir deyişle, üretilen her mal belli bir süre içerisinde kullanılmaz hale gelmelidir ki oyuncuları (tüketici/işçi/işveren) destekleyecek finansal sirkülasyon devam edebilsin. Bu vasıf “Planlı Eskitme” olarak tanımlanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Planlı Eskitme genellikle iki şekilde gerçekleşir:<br />
a) Kasıtlı: Verimliliğin planlı olarak önlenmesi    yoluyla  ürünün kullanılmaz hale getirilmesi.<br />
b) Dolaylı: Üretimde maliyetten kaçınmak ve    müşterilerin      sürekliliğini sağlamak için çoğunlukla kalitesiz    malzeme/ucuz tasarım yoluyla kâr amaçlı kestirmelere   gidilir. Bu doğrudan adi mal olarak nitelendirilebilir.<br />
[ör: Elektronik muhafaza için plastiğin kullanılması    hem  firma, hem de tüketici için ucuzluk demektir fakat bu      malzemenin dayanıklılığı, örnek vermek  gerekirse çok      pahalı olan titanyum metaline kıyasla azdır.]</p>
<p style="text-align: justify;">#2 – Üretimin önceki sürümlerinin artan verimliliğini   dengede tutmak için yeni ürünlerin ve hizmetlerin  sunulması işlevsel yararlarına ve sonsuz israfa   bakılmaksızın daimi olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi, ÖNSÖZ" href="http://disturblog.com/genel/zeitgeist-aktivist-oryantasyon-rehberi.html">ÖNSÖZ</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi, Bölüm 1: Parasal Ekonomi &gt; Kısım 1: Mekanizmalar &amp; Sonuçları" href="http://disturblog.com/genel/bolum-1-parasal-ekonomi-kisim-1-mekanizmalar-sonuclari.html">Bölüm 1: Parasal Ekonomi &gt; Kısım 1: Mekanizmalar &amp; Sonuçları</a></p>
<ul>
<li><a title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi, Döngüsel Tüketim İhtiyacı" href="http://disturblog.com/genel/dongusel-tuketim-ihtiyaci.html">Döngüsel Tüketim İhtiyacı</a></li>
</ul>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fdongusel-tuketim-ihtiyaci.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/dongusel-tuketim-ihtiyaci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bölüm 1: Parasal Ekonomi &gt; Kısım 1: Mekanizmalar &amp; Sonuçları</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/bolum-1-parasal-ekonomi-kisim-1-mekanizmalar-sonuclari.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/bolum-1-parasal-ekonomi-kisim-1-mekanizmalar-sonuclari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 17:18:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[parasal ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist aktivist oryantasyon rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist hareketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=1782</guid>
		<description><![CDATA[Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi
- Bölüm 1: Parasal Ekonomi -
Kısım 1:
Mekanizmalar &#38; Sonuçları
Terimlerimizi tanımlamak:
“Ekonomi” terimi genellikle ‘malların ve hizmetlerin üretimini, dağılımını ve tüketimini inceleyen sosyal bilim’ olarak tanımlanır.
21. yüzyılın başı itibariyle dünya çapında neredeyse tüm ekonomiler üzerinde hüküm süren mekanizma bir tür “Parasal Sistem”dir.  Parasal Sistemde işçi çalıştırmayı, üretimi, dağıtımı ve mal ve hizmetlerin tüketimini kolaylaştırmak için ‘para’ olarak bilinen bir ara değiş-tokuş aracı kullanılır. Ekonomik sistemin temeli olarak bu parasal değiş-tokuş aracının kullanımı “Parasal Ekonomi” olarak tanımlanabilir.
Gezegendeki neredeyse hiçbir ulus, ülke içi işlemleri için Parasal Ekonomi Teorisi dışında bir şey ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #ff0000;">Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi</span></strong></p>
<p align="center"><strong>- Bölüm 1: Parasal Ekonomi -<br />
Kısım 1:</strong><br />
Mekanizmalar &amp; Sonuçları</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Terimlerimizi tanımlamak:<br />
</strong>“Ekonomi” terimi genellikle ‘malların ve hizmetlerin üretimini, dağılımını ve tüketimini inceleyen sosyal bilim’ olarak tanımlanır.<span id="more-1782"></span></p>
<p style="text-align: justify;">21. yüzyılın başı itibariyle dünya çapında neredeyse tüm ekonomiler üzerinde hüküm süren mekanizma bir tür “Parasal Sistem”dir.  Parasal Sistemde işçi çalıştırmayı, üretimi, dağıtımı ve mal ve hizmetlerin tüketimini kolaylaştırmak için ‘para’ olarak bilinen bir ara değiş-tokuş aracı kullanılır. Ekonomik sistemin temeli olarak bu parasal değiş-tokuş aracının kullanımı “Parasal Ekonomi” olarak tanımlanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gezegendeki neredeyse hiçbir ulus, ülke içi işlemleri için Parasal Ekonomi Teorisi dışında bir şey kullanmasa da aslında belli alternatifler mevcuttur. Genel konuşacak olursak bu alternatifler ülke yönetimi tarafından kontrol edilen sistemin derecesi ile alakalıdır. Düzenliden, düzensize doğru bir hareket sergileyen mevcut kademeli skala tipik olarak “Komünizm” (maksimum devlet kontrolü) ile başlar, Sosyalizm (kısmi devlet kontrolü) ile devam eder ve Kapitalizm (devlet kontrolü yok ya da çok az) ile son bulur. Bu ekonomik uygulama çeşitleri “Sosyal Sistemler” olarak tanımlanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde dünyada hüküm süren Sosyal Sistem Kapitalizmdir. “Serbest Piyasa” olarak tanıdığımız bir diğer teorik kavramın şemsiyesi altında tutulan Kapitalizm, “üretim araçlarının özel kişilere ait olduğu, kâr amacı ile işletildiği ve yatırımların, dağılımın, gelirin, üretimin ve mal ve hizmet fiyatlarının çoğunlukla ‘serbest piyasa’nın etkisi ile belirlendiği ekonomik sistem.” olarak tanımlanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Esasen “Serbest Piyasa” “mal ve hizmet fiyatlarının tamamen satıcılar ve alıcıların karşılıklı rızası ile düzenlendiği; bu yüzden pazarın arz ve talep gücünün, devletin müdahalesi olmaksızın fiyatları belirlediği ve mevcut arzı tahsis ettiği” kontrolsüz bir ticari yönelimdir. “Serbest Piyasa” kavramının çok sayıda yorumu ve felsefe ekolleri vardır. Örneğin, ekonomik meselelere devlet müdahalesinin kesinlikle olmadığı “<em>laissez-faire</em>” kavramını destekleyen, hala kullanılmakta olan en uç ideolojilerden biri “Avusturya Ekolü”dür. Bu bakış açısıyla “sağlık” ve diğer devlet destekli ‘sosyal’ uygulamalar yersiz olarak değerlendirilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Genel terminoloji bir yana, Parasal Ekonominin en önemli vasıflarından biri “Değer Teorisi”dir. Bir ürün ya da hizmetin ‘değerini’ temel olarak iki faktör belirler:<br />
1 ) Kullanılan malzemenin kıtlığı (bulunabilirliği).<br />
2 ) Ürünü/hizmeti üretmek için gereken <em>insan işçiliğinin</em> miktarı.</p>
<p style="text-align: justify;">Örneğin:<br />
Elektrik ve gelişmiş endüstriyel teknoloji var olmadan önce basit bir gömlek üretmek için gerekecek zaman ve çabanın miktarını hayal edin. Ortalama süreç şöyle olabilir: toprak hazır hale getirilir – pamuk tohumu ekilir – yetişme süreci denetlenir – pamuk toplanır – tohumlar ayıklanır – pamuk ipliğe dönüştürülür – dokunarak kumaş halini alır – ve kumaştan gömlek yapılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki senaryoyu insan emeği açısından ele aldığımızda gömleğin değeri epey yüksek olacak ve muhtemelen kapsamlı işçiliğine uygun bir fiyatla satılacaktır. Pamuk tohumunun fiyatı, önceki hasatın yan ürünü olması ve dolayısıyla <em>kıtlık</em> değerinin çok düşük olması nedeniyle göz ardı edilebilir. Bu nedenle gömleğin gerçek değerini, gerektirdiği işçilik belirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi, varsayımlar üzerinden gidersek; pamuk tohumu / su / güneş ışığı / toprak doğal bereketini sürdürürken üretim süreci hiç insan işçiliği gerektirmeseydi, o zaman gömleğin değeri ne olurdu? Belli ki bir değeri olmazdı.</p>
<p style="text-align: justify;">21. yüzyılın başlarında Endüstriyel Makineler tarımsal ürünlerin ekimi ve hasatını üstlendiler; bu sayede tek bir çiftçi kendine ait 1000+ dönüm toprağı işleyebiliyor. Çırçır makinesi gibi tekstil gereçlerinin ortaya çıkması insan emeğine duyulan gereksinimi ciddi oranda azalttı. Endüstride bilgisayarların modern kullanımı sayesinde diğerlerine kıyasla Tarım ve Tekstil Endüstrilerinde bütünüyle otomasyona yönelen ani bir eğilim görüyoruz. Yani görünüşte sabit bir ekonomik kavram olan “Ekonomik Değerin” konumu bu teknolojik etki (üretim serbestliğinin/malzeme bolluğunun artması) nedeniyle ‘değer’ kavramını kuramsal olarak tümüyle ortadan kaldırabilecek bir revizyondan geçiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Teknoloji ve otomasyon insan emeğini azalttığında ya da emeğin yerini aldığında, ‘işçiliği’ ‘fiyata’ denkleştirecek olan tahmini ‘değer’ de beraberinde düşer. Böylece üretimin ‘değeri’ işçilerin rolünü üstlenen makinelerin tasarımı ve bakımı ile belirlenecektir. Dolayısıyla daha etkili, dayanıklı ve sürdürülebilir olan işçi makineler, üretimin ‘Değerinin’ daha düşük olması anlamına geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">“Kıt” kaynakların eksikliğini giderecek modern icatlarla birlikte makine otomasyonu modelinin bizi ürün ve hizmetlerin bir “değer” veya fiyat etiketi taşımadığı bir duruma getirebileceği sonucuna varıyoruz. Bu açıkça teorik bir anlam ifade etmiyor. Günlük yaşamlarımızda alışkanlık halini alan tecrübelerimizden dolayı birçok kişi için bu hesaba katılması zor bir durum. Görüşünüz ne olursa olsun gerçek şudur ki; otomasyon sağlayan makineler ile birlikte hızlı teknolojik gelişim modeli pek çok insanın, alışıldık bir ifade ile ‘yaşamak için çalışmasının’ yanında, bir şeyler ‘satın almaya’ çok az ihtiyaç duyacağı, teorik olarak malzemelerin ve üretim gereçlerinin oldukça bol ve etkili olduğu bir ekonomik ortam yaratabilir. Daha belirgin bir ifade ile makineler yavaş yavaş yalnızca büyük bir azınlığın yerini alsalar bile artan işsizlik, dallanıp budaklanma sistemik bir hal alacak ve tüm ekonomik sistem gittikçe daha istikrarsız ve işlemez hale gelecektir. Bu mesele Bölüm 2 ve 5’te daha geniş olarak ele alınacak. Şimdilik bu konuyu bir kenara bırakalım ve özellikle Kapitalizm bağlamında Parasal Ekonomilerin sistemle bütünlüklerini sürdürebilmeleri için gereken deneysel mekanizmaları inceleyelim. Bu bölümün kalan kısımlarında sistemin sürdürülebilmesi için gereken en önemli 5 yapısal vasfı, bunların ardındaki düşünceyi ve sonuçlarını mercek altına alacağız.</p>
<p style="text-align: justify;"><a title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi, ÖNSÖZ" href="http://disturblog.com/genel/zeitgeist-aktivist-oryantasyon-rehberi.html">ÖNSÖZ</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi, Bölüm 1: Parasal Ekonomi &gt; Kısım 1: Mekanizmalar &amp; Sonuçları" href="http://disturblog.com/genel/bolum-1-parasal-ekonomi-kisim-1-mekanizmalar-sonuclari.html">Bölüm 1: Parasal Ekonomi &gt; Kısım 1: Mekanizmalar &amp; Sonuçları</a></p>
<ul>
<li><a title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi, Döngüsel Tüketim İhtiyacı" href="http://disturblog.com/genel/dongusel-tuketim-ihtiyaci.html">Döngüsel Tüketim İhtiyacı</a></li>
</ul>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fbolum-1-parasal-ekonomi-kisim-1-mekanizmalar-sonuclari.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/bolum-1-parasal-ekonomi-kisim-1-mekanizmalar-sonuclari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeitgeist &#8211; Aktivist Oryantasyon Rehberi</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/zeitgeist-aktivist-oryantasyon-rehberi.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/zeitgeist-aktivist-oryantasyon-rehberi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 17:10:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[activist orientation guide türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[aktivist oryantasyon rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[venüs projesi]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist hareketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=1774</guid>
		<description><![CDATA[

Zeitgeist Activist Orientation Guide kitabının Türkçe çevirisi &#8216;Aktivist Oryantasyon Rehberi&#8217;. Paylaşın, çevrenizdekilerin okumasını sağlayın arkadaşlar.


- ZEITGEIST HAREKETİ -
GÖZLEMLER VE YANITLAR
Aktivist Oryantasyon Rehberi

ÖNSÖZ:
Zeitgeist Hareketi, endüstriyel tasarımcı ve sosyal mühendis Jacque Fresco’nun hayatı boyunca yaptığı çalışmaları kapsayan Venüs Projesi’nin aktivist koludur. Yardımcısı Roxanne Meadows ile çalışan Jacque, halen Florida, Venüs’te yaşıyor. Şu anlaşılmalıdır ki, bakış açısının ve geliştirdiği fikirlerin tamamıyla kendisine ait olmadığını, bundan ziyade eski çağlardan günümüze kadar direnen bilimsel sorgulamanın evrimi ile ortaya çıkan eşsiz bir edinim olduğunu size anlatacak olan ilk kişi Bay Fresco’dur. Basit bir ifade ile, Venüs ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter" title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi Türkçe" src="http://img215.imageshack.us/img215/9813/zeitgeistaktivistoryant.png" alt="" width="397" height="65" /></p>
<blockquote>
<p style="text-align: left;">Zeitgeist Activist Orientation Guide kitabının Türkçe çevirisi &#8216;Aktivist Oryantasyon Rehberi&#8217;. Paylaşın, çevrenizdekilerin okumasını sağlayın arkadaşlar.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: left;">
<p align="center"><strong>- ZEITGEIST HAREKETİ -<br />
GÖZLEMLER VE YANITLAR</strong><br />
Aktivist Oryantasyon Rehberi</p>
<p align="center">
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖNSÖZ:</strong><br />
Zeitgeist Hareketi, endüstriyel tasarımcı ve sosyal mühendis Jacque Fresco’nun hayatı boyunca yaptığı çalışmaları kapsayan Venüs Projesi’nin aktivist koludur. <span id="more-1774"></span>Yardımcısı Roxanne Meadows ile çalışan Jacque, halen Florida, Venüs’te yaşıyor. Şu anlaşılmalıdır ki, bakış açısının ve geliştirdiği fikirlerin tamamıyla kendisine ait olmadığını, bundan ziyade eski çağlardan günümüze kadar direnen bilimsel sorgulamanın evrimi ile ortaya çıkan eşsiz bir edinim olduğunu size anlatacak olan ilk kişi Bay Fresco’dur. Basit bir ifade ile, Venüs Projesi’nin temsil ettiği ve bu nedenle Zeitgeist Hareketi’nin onayladığı düşünce “<em>Bilimsel Yöntem</em>’in sosyal ortam üzerinde uygulanması” olarak özetlenebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sosyal-tasarım </em>ve <em>karar-alma mekanizması</em> üzerinde Bilim ve Teknolojinin insancıl biçimde uygulanması sayesinde ilkel, kıtlıkla sürdürülen, çürümüşlükle dolup taşan dünyamızı son derece düzenli, dengeli, insancıl, sürdürülebilir ve verimli bir yere dönüştürmemiz mümkün. Bunu yapabilmemiz için kim olduğumuzu, nerede olduğumuzu, ne olduğumuzu, ne istediğimizi ve hedeflediklerimizi nasıl elde edeceğimizi anlamamız gerekiyor. Geneli bu kitabın ilk bölümünde de irdelenen mevcut durumu ele alırsak okuyucu, sadece başka bir istikamete yönelmemiz <em>gerektiğini</em> değil, yönelmek <em>zorunda olduğumuzu</em> anlamalıdır. Dünya çapında işsizliğin daha önce hiç tanık olmadığımız boyutlara ulaşması ile geçerli ekonomik sistem artan bir hızla çöküyor. Aynı zamanda çevreyi yok ederek “dönüşü olmayan nokta”ya davetiye çıkarıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Çevresel yıkım, çatışma, yoksulluk, yozlaşma ve gezegenimizin müşterek sürdürülebilirliği ihtimalini azaltan herhangi bir diğer meselenin mevcut sosyal idare biçimleri tarafından çözülebilme ihtimali olmadığı kanıtlanmıştır. Bir canlı türü olarak büyümemizin ve ne kadar rahatsız edici, alışılmadık ve yabancı görünseler de gerçek problemlerin ve çözümlerin neler olduğunu sorgulamamızın zamanı geldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Temel nedenler, sonuçlar, kaçınılmaz olanlar anlaşılarak hâlihazırda yüz yüze olduğumuz ekonomik sorunlar, sonrasında yaşama ve topluma aslında neyin uygun olduğu değerlendirilerek türetilen çözümlerin sunulması kaydıyla bu çalışmada ele alınacak. Ek olarak, dönüşüm sürecini hızlandıracağını ümit ettiğimiz iletişim ve aktivizm yöntemleri sunularak hepimizin bu mücadeleye nasıl destek olabileceğine dair bilgiler verilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu işe başlayanların bir anlığına durup kendilerine aşılanan bakış açıları hakkında düşünmeleri çok önemli. Belirli bir düşünce zincirine dâhil olarak zaman içinde büyüyen bir kimliğe bürünme ile birleşen insanlara ait değerlerin ve ideolojilerin çokluğunu ele aldığımızda, uzun zaman boyunca gerçek olduğunu düşündüğü kutsal değerleri gözden geçirmesi ya da hayatından çıkarması bir kişi için zor, hatta acı verici olabilir. Hepimiz için geçerli olan “kısıtlı bilgi”nin değişmezliği ile birleştiğine bu ‘ego’ ilişkisi, burada sunulan bilgileri okurken pek çok kişinin karşılaşacağı en büyük engeldir. Hepimizi kollayan gezegenimiz ile birlikte insan türünü bir bütün haline getirmek için bağlılığımız ve sadakatimizin sınırlarını pazar yerinin, geleneklerin ve ulus-devletin dar hudutları ötesine taşımamızın zamanı geldi. Dünyayı bölünmez bir organizma, tek toplulukta bir araya gelmiş sayısız yaşam biçimi ile donatılmış yaşayan bir varlık olarak görmemizin zamanı geldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer doğa bize tek bir şey öğrettiyse, o da değişmeyen tek şeyin <em>değişim</em> olduğudur. <em>Ütopya </em>diye bir şey yoktur. Bu nedenle bir tür olarak üretkenleşebilmemiz için her konuda “fikirlerimizi değiştirebilmenin” uzmanları olmalıyız. Eğer bu konuya açık fikirlilikle ve bilinçli olarak yaklaşabilirseniz, burada ifade edilen fikirlerin dünyaya, kendinize ve insan ailemize bakışınızı en üretken, insancıl ve etkili biçimde değiştireceğine inanıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi, ÖNSÖZ" href="http://disturblog.com/genel/zeitgeist-aktivist-oryantasyon-rehberi.html">ÖNSÖZ</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi, Bölüm 1: Parasal Ekonomi &gt; Kısım 1: Mekanizmalar &amp; Sonuçları" href="http://disturblog.com/genel/bolum-1-parasal-ekonomi-kisim-1-mekanizmalar-sonuclari.html">Bölüm 1: Parasal Ekonomi &gt; Kısım 1: Mekanizmalar &amp; Sonuçları</a></p>
<ul>
<li><a title="Zeitgeist Aktivist Oryantasyon Rehberi, Döngüsel Tüketim İhtiyacı" href="http://disturblog.com/genel/dongusel-tuketim-ihtiyaci.html">Döngüsel Tüketim İhtiyacı</a></li>
</ul>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fzeitgeist-aktivist-oryantasyon-rehberi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/zeitgeist-aktivist-oryantasyon-rehberi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2012&#8242; de dünyayı büyük bir felaket mi bekliyor?</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/2012-de-dunyayi-buyuk-bir-felaket-mi-bekliyor.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/2012-de-dunyayi-buyuk-bir-felaket-mi-bekliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 08:48:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber Yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[2012 kehanetleri kıyamet yılı]]></category>
		<category><![CDATA[2012 maya takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[2012 mayan takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[Apolinario Chile Pixtun]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın sonu]]></category>
		<category><![CDATA[mayan 2012]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=1655</guid>
		<description><![CDATA[
Sözde 2006 da kıyamet kopacaktı bazı bilim insanlarına göre, ama kopmadı. Sözde 2009 dan önce dünyanın sonu gelecekti, gelmedi. Şimdi neredeyse 2010&#8242;a girdik. Bu sefer ortalıkta farklı bir söylenti kol geziyor. Maya takviminde 2012&#8242;de dünyanın sonunun geleceğine dair bazı kehanetler varmış. Kişisel olarak bu konuya da tıpkı diğer söylentiler ile aynı kefeye koyduğumu söyleyebilirim. Ancak dediğim gibi bu kişisel bir görüş. Dünya üzerinde milyonlarca kişi bu takvimdeki haberi merak ediyor ve astronomlara konuyla ilgili bir çok soru yöneltiliyor.
&#8220;Merak ettiklerinizi astronomlara sorun&#8221; adlı sitenin sahibi, Cornell Üniversitesi&#8217;nden Ann Martin insanların 2012 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignright" title="maya takviminde belirtilen 2012 felaketi" src="http://img260.imageshack.us/img260/531/uk2005cl3.jpg" alt="maya takvimi (mayan calendar) 2012 felaketi" width="300" /></p>
<p>Sözde 2006 da kıyamet kopacaktı bazı bilim insanlarına göre, ama kopmadı. Sözde 2009 dan önce dünyanın sonu gelecekti, gelmedi. Şimdi neredeyse 2010&#8242;a girdik. Bu sefer ortalıkta farklı bir söylenti kol geziyor. Maya takviminde 2012&#8242;de dünyanın sonunun geleceğine dair bazı kehanetler varmış. Kişisel olarak bu konuya da tıpkı diğer söylentiler ile aynı kefeye koyduğumu söyleyebilirim. Ancak dediğim gibi bu kişisel bir görüş. Dünya üzerinde milyonlarca kişi bu takvimdeki haberi merak ediyor ve astronomlara konuyla ilgili bir çok soru yöneltiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Merak ettiklerinizi astronomlara sorun&#8221; adlı sitenin sahibi, Cornell Üniversitesi&#8217;nden Ann Martin insanların 2012 ile ilgili korkularını &#8220;Dördüncü sınıflardan bile ‘Ölmek için çok gencim’ türü e-postalar almak çok kötü. İki çocuk annesi bir kadın çocuklarının büyüdüğünü göremeyeceği için karalar bağlamış.&#8221; diyerek özetliyor. Guatemalalı Maya bilgesi Apolinario Chile Pixtun ise 21 aralık 2012 yılı ile ilgili kıyamet senaryolarının Maya takviminden değil, Batı&#8217;dan geldiğini söylüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Meksika&#8217;da 1960 yılında bulunmuş bir tablette Mayalıların savaş ve yaratma tanrısının 2012&#8242;de beklenmeyen bir gelişmenin dünyayı etkileyeceğini söylediğine dair yazılar varmış. Metinde dünyanın nasıl ya da ne tarafından etkileneceğini anlatan bölümü okunamamış.(Eğer bölüm okunamamışsa o bölümün dünyayı neyin etkileyeceğini yazan bölüm olduğunu nasıl bilebiliriz?)<span id="more-1655"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="maya takviminde dünyanın sonu kehaneti 2012" src="http://img101.imageshack.us/img101/3156/marduk1250007953.jpg" alt="maya takviminde dünyanın sonu kehaneti 2012" width="300" /></p>
<p>2012&#8242;de gerçekleşeceğine inanılan bu olayın kökleri aslında din ve inanç konularına uzanıyor. Günümüzde bazıları o tarihte gökten HZ.İsa&#8217;nın ineceğine inanıyor, bazıları ise bunu sadece Allah&#8217;ın bileceğini savunuyor ve bu tür şeylerden korkmamızı Allahtan korkmamızı nasihat ediyorlar. Çoğu inancın insan tarafından oluşturulduğunu varsayarsak (Mayalıların savaş ve yaratma tanrısına inanmaları, bazılarının ateşe, göğe tapması vs&#8230;) bu kehanetlerin asılsız olacağını ve 2012&#8242;de herşeyin yine aynı kalacağını söyleyebiliriz&#8230;.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2F2012-de-dunyayi-buyuk-bir-felaket-mi-bekliyor.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/2012-de-dunyayi-buyuk-bir-felaket-mi-bekliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran&#8217;da Cehennem</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/kuranda_cehennem.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/kuranda_cehennem.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 18:52:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ahirete iman]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem azabı]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kafirler]]></category>
		<category><![CDATA[kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda cehennem ayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda cehennem azabı]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda cehennem tasvirleri]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda cennet ve cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[sadizm]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=1444</guid>
		<description><![CDATA[
Ben bu videoda anlatılanları inanılmaz bir sadizm tasviri olarak görüyorum. Öyle ki dünyada tanık olabileceğiniz en iğrenç sahneler, bu videoda anlatılan ve Kur&#8217;an&#8217;da da aynı şekilde aktarılan cehennemin yanında masum bir çizgi film gibi kalıyor. Ateşten kıyafetler, irin içmek, zincire vurulmak, türlü işkenceler ve sonsuza kadar yanarak ölüp ölüp dirilmek; bunları tasarlayan Allah, ama &#8220;O SİZİ SEVİYOR&#8220;.
Saygısızlık etmek istemem ama bana kalırsa hiç bir canlı, suçu her ne olursa olsun böyle bir cezayı hakediyor olamaz. Kur&#8217;an&#8217;da anlatılan bu işkenceler bir ceza değil, ancak ruh hastası bir psikopatın fantezileri olabilir.
Düşünsenize, bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><embed src="http://img24.imageshack.us/flvplayer.swf?f=Pfile17653" width="520" height="422" allowFullScreen="true" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash"/></p>
<p style="text-align: justify;">Ben bu videoda anlatılanları inanılmaz bir sadizm tasviri olarak görüyorum. Öyle ki dünyada tanık olabileceğiniz en iğrenç sahneler, bu videoda anlatılan ve Kur&#8217;an&#8217;da da aynı şekilde aktarılan cehennemin yanında masum bir çizgi film gibi kalıyor. Ateşten kıyafetler, irin içmek, zincire vurulmak, türlü işkenceler ve sonsuza kadar yanarak ölüp ölüp dirilmek; bunları tasarlayan Allah, ama &#8220;<em>O SİZİ SEVİYOR</em>&#8220;.<span id="more-1444"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Saygısızlık etmek istemem ama bana kalırsa hiç bir canlı, suçu her ne olursa olsun böyle bir cezayı hakediyor olamaz. Kur&#8217;an&#8217;da anlatılan bu işkenceler bir ceza değil, ancak ruh hastası bir psikopatın fantezileri olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Düşünsenize, bir insan tüm bu işkencelere maruz kalacak ne suç işlemiş olabilir?: Müslüman olmamak.. İnsanlık için keşifler yapmış, canını sakınmadan ortaya koymuş tarihteki pek çok insan, sadece Allah&#8217;ın adını anmadıkları, namaz kılmadıkları için sonsuz bir sadizmin kölesi olacaklar. Peki Allah&#8217;ı bu kadar özel yapan ne? Diyelim ki gerçekten evren ve tüm bu karmaşık yaşam bize doğaüstü bir yaratıcıyı işaret ediyor. Peki neden Allah&#8217;a inanmalıyız. Müslümanlığın yaygın olduğu bir ülkenin vatandaşları olduğumuz için mi?  Ebeveynlerimiz müslüman olduğu için mi? Ama ya  Hıristiyanlar haklıysa? Ya da Yahudiler? Ya da dünyadaki binlerce dinin diğer inananları? Hangisinin doğru olduğunu gösterebilecek kesin bir kanıt var mı? Varsa neden insanlar doğru olan Tanrıyı bulamıyorlar? Neden Türkiye&#8217;de çoğunluk müslüman ve neden Amerika&#8217;nın %85&#8242;i hıristiyan? doğru Tanrı&#8217;yı bulmaya akılları mı yetmiyor? Eğer akılları yetmiyorsa neden böyle bir sorumluluk sırtlarına yüklenmiş? İnanın bana sorular uzayıp gidiyor ve tatmin edici cevaplar verdiğinizde vardığınız sonuç, bu adalet biçiminde birşeylerin yanlış olduğudur. Bu yazıyı okuyup benden nefret edecek kişilerin kendilerine, &#8220;ebeveynlerim hıristiyan olsaydı ben yine müslüman olur muydum?&#8221; diye sormalarını isterim. Araştırarak doğru dinin İslam olduğunu bulurdum diyenleri duyabiliyorum sanki.. Bunu diyenlerin çoğunluğunun diğer dinler hakkında hiç birşey bilmediklerini veya bilgilerinin sadece televizyondan ve cami imamlarından duydukları ile sınırlı olduğunu garanti edebilirim. İstatistiklerine bakarsanız tüm dünyada anne-baba dininden başka bir dini seçenlerin sayısı yok denecek kadar azdır. Bu, insanların doğru bir dini bulacak lükse sahip olmadıklarını gösteriyor. Bana kalırsa bunun nedeni kişilere çocuklukta aşılanan bilgilerin sonradan reddedilmesinin imkansız denecek kadar zor oluşu. Çünkü bu doğamızın gereği. Hayatı ilk olarak ebeveynlerimizden öğreniyoruz ve bu hayata tutunmamızı kolaylaştırıyor. Bununla birlikte ebeveynlerimizin yanlışlarını da alıp olduğu gibi sürdürüyoruz. Eğer bir Tanrı varsa ve gerçekten adilse, insanları kendisine ne kadar secde ettikleri ve isminin zikredilmesi ile değil, dünya hayatındaki icraatları ile değerlendirecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Youtube&#8217;da gezinirken rastladığım bu video, Kur&#8217;an&#8217;ın nasıl korku üzerine inanç kurmaya çalıştığının bir örneğidir. Kur&#8217;an&#8217;ı okumuş biri olarak söyleyebilirim ki; Kur&#8217;an genelinde güzelliklerden değil, inançsızlıktan ve ahiret hayatının dehşetinden söz eder. Kur&#8217;an&#8217;da geçen terimlerin sıklığından da anlayabiliriz. En çok geçen terimler;</p>
<p style="text-align: justify;">1. sırada: Kâfiler &#8211; 998 kere<br />
2. sırada: Müşrikler ve Allah&#8217;a şirk koşanlar &#8211; 980 kere<br />
6. sırada: Hesâb ve hesâb gününün dehşeti &#8211; 510 kere<br />
7. sırada: Âhirete iman &#8211; 487 kere</p>
<p style="text-align: justify;">Daha fazla söze gerek yok sanırım&#8230;</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fkuranda_cehennem.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/kuranda_cehennem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan doğarken Tanrı inancı ile doğuyor</title>
		<link>http://disturblog.com/bilim/insan-dogarken-tanri-inanci-ile-doguyor.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/bilim/insan-dogarken-tanri-inanci-ile-doguyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 02:19:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[beyindeki inanç merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Hood]]></category>
		<category><![CDATA[insan doğuştan tanrı inancına sahip]]></category>
		<category><![CDATA[richard dawkins]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=1432</guid>
		<description><![CDATA[


Her insan doğuştan tanrı inancına sahip&#8230;


Araştırmalara göre, tanrıya inanmaya programlanmışız. Doğuştan beyinlerimizde bulunan inanç merkezlerinde birşeylerin oluşması sonucu daha çocukken dine eğilim gösterebiliyoruz.
İnsan Beynindeki İnanç Merkezi
Bristol Üniversite’sinde gelişim psikolojisi profesörü olarak çalışmalarını sürdüren Bruce Hood&#8217;un, yaptığı araştırmalardan elde ettiği sonuçlar insan beyninin doğuştan doğaüstü inançlara fiziksel olarak bağlantılı olduğunı gösteriyor. Bu fiziksel bağ, insanların gelişimiyle birlikte din inancınında gelişmesinde büyük rol oynuyor.
Dini duygular ve bu yöndeki deneyimlerin beyinde bulunan bir bölgeye bağlı olması konusunda yapılan diğer araştırmalar da Gelişim Psikolojisi Profesörü Bruce Hood&#8216;u desteklemekte.
İnançlardan Vazgeçilemez
Hood’un elde ettiği bulgular, Tanrı Yanılgısı’nın yazarı Richard ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp" style="text-align: justify;">
<dl class="wp-caption alignright" style="width: 289px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a rel="nofollow" href="http://img176.imageshack.us/img176/4897/romacj6.jpg" target="_blank"><img class=" " title="İnsan doğuştan Tanrıya inanıyor..." src="http://img176.imageshack.us/img176/4897/romacj6.jpg" alt="Her insan doğuştan tanrı inancına sahip..." width="279" height="151" /></a></dt>
<dd class="wp-caption-dd">Her insan doğuştan tanrı inancına sahip&#8230;</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: justify;">Araştırmalara göre, tanrıya inanmaya programlanmışız. Doğuştan beyinlerimizde bulunan inanç merkezlerinde birşeylerin oluşması sonucu daha çocukken dine eğilim gösterebiliyoruz.</p>
<h3 style="text-align: justify;">İnsan Beynindeki İnanç Merkezi</h3>
<p style="text-align: justify;">Bristol Üniversite’sinde gelişim psikolojisi profesörü olarak çalışmalarını sürdüren Bruce Hood&#8217;un, yaptığı araştırmalardan elde ettiği sonuçlar insan beyninin doğuştan doğaüstü inançlara fiziksel olarak bağlantılı olduğunı gösteriyor. Bu fiziksel bağ, insanların gelişimiyle birlikte din inancınında gelişmesinde büyük rol oynuyor.<span id="more-1432"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Dini duygular ve bu yöndeki deneyimlerin beyinde bulunan bir bölgeye bağlı olması konusunda yapılan diğer araştırmalar da <strong>Gelişim Psikolojisi Profesörü Bruce Hood</strong>&#8216;u desteklemekte.</p>
<h3 style="text-align: justify;">İnançlardan Vazgeçilemez</h3>
<p style="text-align: justify;">Hood’un elde ettiği bulgular, Tanrı Yanılgısı’nın yazarı Richard Dawkins gibi, dine inancın, az eğitimden ve küçük yaşta din baskısı yüzünden olduğunu savunan ateistlerin düşünceleriyle ters düşmekte. Hood, bulguları doğrultusunda insanın dinden &#8211; din inancından uzaklaşamayacağını beyinde bir inanç merkezi olduğu sürece böyle birşeyin imkansız olduğunu belirtmekte.</p>
<blockquote style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Hood: &#8220;Araştırmalarımız gösterdi ki; çocuklar, doğal ve sezgisel muhakemeyle dünyanın nasıl döndüğüne ilişkin doğaüstü inançlara sahip olabiliyorlar. Büyüyüp geliştikçe, bu inançlar yerini daha mantıksal yaklaşımlara bırakıyor. Ama mantıkdışı, doğaüstü inançlara inanma eğilimi, dini inançta vücut buluyor.&#8221;</p>
</blockquote>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fbilim%2Finsan-dogarken-tanri-inanci-ile-doguyor.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/bilim/insan-dogarken-tanri-inanci-ile-doguyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgi &gt; İnanç</title>
		<link>http://disturblog.com/felsefe/bilgi-inanc.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/felsefe/bilgi-inanc.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2009 23:55:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi inanç]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi inanç arasındaki fark]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi ve inanç]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi ve inanç kavramları]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi ve inanç kavramları arasındaki fark nedir]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[inanç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[inanç ve bilgi farkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=563</guid>
		<description><![CDATA[
İnançlarımız kanıtlanma imkanı olan varsayımların bir bütünü olmalıdır. İnanacak noktaya varmak için ise bu varsayımları üretecek bilgiyle donanmış olmamız gerekir. Tepeden inme inanç ya tembelliğin ya da deliliğin sonucudur. Mevcut bilgiyi reddedip inanca sarılmak ve inancımızı doğrulamadan onun üzerinden bilgi ve eylem üretmeye çalışmak çoğunlukla ahlâki kayıplarla sonuçlanan bir insan hastalığıdır. Bilimi ele alalım: belli bir konuyu ilgilendiren bulgular ve bu bulgulardan edinilen veriler ile potansiyeli olan teoriler üretiriz. İşte bu teoriler inançtır. Ancak bu inancın somut temelleri vardır ve bu temel, bilgidir. Bilgi sayesinde inancımızın geleceğini belli oranda güvence ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignnone" title="Bilgi - İnanç" src="http://img192.imageshack.us/img192/4107/articleimagefaithinchri.jpg" alt="" width="539" height="163" /></p>
<p style="text-align: justify;">İnançlarımız kanıtlanma imkanı olan varsayımların bir bütünü olmalıdır. İnanacak noktaya varmak için ise bu varsayımları üretecek bilgiyle donanmış olmamız gerekir. Tepeden inme inanç ya tembelliğin ya da deliliğin sonucudur. Mevcut bilgiyi reddedip inanca sarılmak ve inancımızı doğrulamadan onun üzerinden bilgi ve eylem üretmeye çalışmak çoğunlukla ahlâki kayıplarla sonuçlanan bir insan hastalığıdır.<span id="more-563"></span> Bilimi ele alalım: belli bir konuyu ilgilendiren bulgular ve bu bulgulardan edinilen veriler ile potansiyeli olan teoriler üretiriz. İşte bu teoriler inançtır. Ancak bu inancın somut temelleri vardır ve bu temel, bilgidir. Bilgi sayesinde inancımızın geleceğini belli oranda güvence altına almış oluruz. Bu aynı zamanda inancın inanç olarak kalmayacağını, doğrulanması ya da yokolması gerektiğini gösterir. Sonuç olarak bir inanç taşıdığımızı ifade edebiliyorsak, aynı sonuca çıkan tüm varsayımları değerlendirmiş olmalı ve bu varsayımları ve inancımızı bağlayan gerekli tüm bilgiye sahip olmalıyız. Aksi taktirde inancımızda samimi olduğumuzu söyleyemeyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Her şeyden önemlisi inançlarımız yaşantımıza ve dolayısıyla yaşama birşeyler katma potansiyeli taşımalı. Bu amacı taşımayan her inancı aklımızdan silip atmak yapılacak en doğru şey olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Temeli bilgi olmayan ve zamanla daha büyük bir bilgi sunmayan inanç, yalnızca safsatadır.</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Ffelsefe%2Fbilgi-inanc.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/felsefe/bilgi-inanc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Root Of All Evil (Tüm Kötülüklerin Kaynağı) Bölüm 5</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/the-root-of-all-evil-tum-kotuluklerin-kaynagi-bolum-5.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/the-root-of-all-evil-tum-kotuluklerin-kaynagi-bolum-5.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2009 16:49:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[altyazılı]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[richard dawkins]]></category>
		<category><![CDATA[root of all evil]]></category>
		<category><![CDATA[root of all evil altyazı]]></category>
		<category><![CDATA[the root of all evil]]></category>
		<category><![CDATA[tüm kötülüklerin kaynağı]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=523</guid>
		<description><![CDATA[Evrimci bilim adamı Richard Dawkins&#8217;in sunumuyla The Root Of All Evil (Tüm Kötülüklerin Kaynağı) Belgeseli. Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz.
Bölüm 5


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Evrimci bilim adamı Richard Dawkins&#8217;in sunumuyla The Root Of All Evil (Tüm Kötülüklerin Kaynağı) Belgeseli. Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bölüm 5<span id="more-523"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><embed src="http://img341.imageshack.us/flvplayer.swf?f=Pfile1104n" width="540" height="341" allowFullScreen="true" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash"/></p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fthe-root-of-all-evil-tum-kotuluklerin-kaynagi-bolum-5.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/the-root-of-all-evil-tum-kotuluklerin-kaynagi-bolum-5.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Root Of All Evil (Tüm Kötülüklerin Kaynağı) Bölüm 4</title>
		<link>http://disturblog.com/genel/the-root-of-all-evil-tum-kotuluklerin-kaynagi-bolum-4.html</link>
		<comments>http://disturblog.com/genel/the-root-of-all-evil-tum-kotuluklerin-kaynagi-bolum-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2009 16:45:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[altyazılı]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[richard dawkins]]></category>
		<category><![CDATA[root of all evil]]></category>
		<category><![CDATA[root of all evil altyazı]]></category>
		<category><![CDATA[the root of all evil]]></category>
		<category><![CDATA[tüm kötülüklerin kaynağı]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://disturblog.com/?p=521</guid>
		<description><![CDATA[Evrimci bilim adamı Richard Dawkins&#8217;in sunumuyla The Root Of All Evil (Tüm Kötülüklerin Kaynağı) Belgeseli. Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz.
Bölüm 4


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Evrimci bilim adamı Richard Dawkins&#8217;in sunumuyla The Root Of All Evil (Tüm Kötülüklerin Kaynağı) Belgeseli. Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bölüm 4<span id="more-521"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><embed src="http://img237.imageshack.us/flvplayer.swf?f=Pfile1104" width="540" height="341" allowFullScreen="true" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash"/></p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fdisturblog.com%2Fgenel%2Fthe-root-of-all-evil-tum-kotuluklerin-kaynagi-bolum-4.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=590&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:590px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://disturblog.com/genel/the-root-of-all-evil-tum-kotuluklerin-kaynagi-bolum-4.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
