Yaratılışçıların çok sevdiği bir yöntem: alıntı sahtekarlığı

Asparagas gazeteciliği örneklendirmek için şöyle bir fıkra anlatılır:
Papa ilk kez New York’a gelir. Kendisine bir gazeteci tarafından sorulan ilk soru ÅŸu olur: “New York’un her yerinde genelevler olması konusunda ne düşünüyorsunuz?” Papa hayretle cevap verir; “New York’ta genelev mi var?” Ertesi gün gazetenin manÅŸeti şöyledir: “Papa’nın ilk sorusu: New York’ta genelev var mı?” Bu aynı zamanda alıntı sahtekarlığının da tipik bir örneÄŸidir.
Çarpıtarak ya da baÄŸlamından kopartarak sahte alıntı yapma sanatı için, İngilizce’de “misquotation” terimi kullanılmaktadır. Bu yöntem gerek Hıristiyan gerek Müslümanyaratılışçı yazarların alet kutularındaki favori yöntemlerin başında gelmektedir. O kadar sihirli bir yöntemdir ki bu, onunla Darwin’e bile evrimin varolmadığını “itiraf” ettirebilirsiniz.
Darwin’den baÄŸlamından kopartılmış alıntı yapma yaratılışçılar tarafından baÅŸlı başına bir endüstri haline getirilmiÅŸtir. Yapması çok basittir, belli bir düşüncenin açıklandığı bütün bir paragrafın sadece ilk cümlesini ya da bir parçasını alırsınız ve bunu yazarın bütün düşüncesi olarak gösterirsiniz. Darwin’den yaratılışçılar tarafından yapılan bu tür bir alıntının tipik örneÄŸi ÅŸudur. İlk cümleyi alırlar:
“Gözün, farklı uzaklıklara odaklanmayı ayarlamak için farklı miktarlarda ışık demetlerini içine almak ve küresel ve kromatik sapmayı düzeltmek için kullandığı bütün o taklit edilemez düzenekleriyle, doÄŸal seleksiyon yoluyla ortaya çıkmış olabileceÄŸini söylemek, itiraf ediyorum ki, en yüksek dereceden saçmalık gibi gelir insana.”
Ve hemen yorumu yapıştırırlar; bakın, Darwin bile, evet o bile, herÅŸeyin evrimle açıklanabileceÄŸini iddia ettiÄŸi halde, gözün karmaşık yapısını doÄŸal seleksiyonla açıklamak zorunda kaldığında teorisinin iflas ettiÄŸini “itiraf etmiÅŸtir”! İşte alıntı, iÅŸte sayfası! Ama çoÄŸu kiÅŸi açıp bu alıntının baÄŸlamına bakmaz ve sahtekarın da tek güvencesi insanların bu bilgisizliÄŸi ya da üşengençliÄŸidir. Üşenmeyip sözü edilen eseri açıp bakarsak ÅŸunu görürüz ki, bu ilk cümle sadece kendisini izleyen mükemmel bir açıklamaya retorik bir giriÅŸten ibarettir. Bütün olarak alındığında açıklama aslında şöyledir:
“Gözün, farklı uzaklıklara odaklanmayı ayarlamak için, farklı miktarlarda ışık demetlerini içine almak ve küresel ve kromatik sapmayı düzeltmek için kullandığı bütün o taklit edilemez düzenekleriyle, doÄŸal seleksiyon yoluyla ortaya çıkmış olabileceÄŸini söylemek, itiraf ediyorum ki, en yüksek dereceden saçmalık gibi gelir insana. GüneÅŸin sabit olduÄŸu ve dünyanın de onun etrafında döndüğü ilk dile getirildiÄŸinde, insanlığın saÄŸduyusu bunun yanlış olduÄŸunu ilan etmiÅŸti. Ama eski vox populi, vox dei [halkın sesi, hakkın sesi] sözü, bütün felsefecilerin de bildiÄŸi gibi, bilim açısından güvenilmezdir. Akıl bana diyor ki, basit ve mükemmelikten uzak bir gözün çok sayıda derecelerle karmaşık ve mükemmel bir göze dönüşümü pekala gösterilebilir ve gerçekten olmuÅŸ olan da şüphesiz budur; eÄŸer ayrıca, göz daima çeÅŸitlilik gösteriyorsa ve bu çeÅŸitlilik de kalıtımla aktarılabiliyorsa ve gerçekte olmuÅŸ olan da öyle anlaşılıyor ki kesinlikle budur; ve bu çeÅŸitlenmeler herhangi bir hayvana deÄŸiÅŸen koÅŸullar altında yararlı olabiliyorsa, mükemmel ve karmaşık bir gözün doÄŸal seleksiyon yoluyla oluÅŸabileceÄŸine inanmanın güçlüğü, hayalgücümüze ne kadar inanılmaz gelirse gelsin, teoriye karşı yıkıcı bir karşısav olarak görülemez.”
Charles Darwin, Türlerin Kökeni, 6. Baskı [1]
Paragrafın giriÅŸ bölümünü alarak, bu giriÅŸte ortaya atılan sorunun açıklandığı devamını almamanın ve buna dayanarak Darwin’in göz karşısında havlu attığını iddia etmenin, Kur’an’da Allah’ın varolmadığını söylendiÄŸini ve Kur’an’ın ateizmin doÄŸruluÄŸunu itiraf ettiÄŸini iddia etmekten pek farkı yoktur.
Gerçekten de Kur’an şöyle der: “La ilahe” yani “Tanrı (ilah) yoktur”. Ama hemen ekler “illallah” yani “Allah’tan baÅŸka”. EÄŸer bir yaratılışçı yukardaki gözle ilgili alıntı yapma ÅŸeklini meÅŸru bir yöntem olarak görüyorsa, Kur’an’ın ateizmi savunduÄŸunun meÅŸru olarak iddia edibeleceÄŸini ve bunun bir sahtekarlık olmadığını da kabul etmek zorundadır.
Batıda büyük parasal kaynaklara sahip olan yaratılışçı kuruluÅŸlar tarafından bu türden çarpıtılmış ya da baÄŸlamından kopartılmış alıntılardan oluÅŸan çok sayıda özel alıntı kitapları (“quotebook”) yayınlanmaktadır. Bunlar yaratılışçı demagoglar için hazır cephanelik iÅŸlevi görmektedir. Bizdeki malum yaratılışçı yayınlardaki süslü alıntıların %90 ila 95′i de doÄŸrudan bu kitaplardan tercüme edilmektedir.
Bizimkilere Bakalım…
Yukarda örnek verdiÄŸimiz tipik yaratılışçı çarpıtmaya Türkiye’deki yaratılışçılar da sıkça baÅŸvurmaktadır. ÖrneÄŸin Bilim ve AraÅŸtırma Vakfı’nın sitesindeki “Göz ve Darwin” baÅŸlıklı yazıda şöyle deniliyor:
“… Nitekim Darwin bile gözdeki tasarım karşısında çaresiz kalmıştır. Arkadaşı Asa Gray’e yazdığı 3 Nisan 1860 tarihli mektupta “gözü düşünmek çoÄŸu zaman beni teorimden soÄŸuttu” dediÄŸi bilinen bir gerçektir. [Norman Macbeth, Darwin Retried: An Appeal to Reason. Boston, Gambit, 1971. s. 101)]“
Dahası Darwin, “Türlerin Kökeni” adlı kitabının “Problems” (Problemler) bölümü içinde, ÅŸu itirafı da kelime kelime yazmıştır:
“Farklı mesafelerdeki cisimleri benzersiz bir mükemmellikte odaklayan, farklı oranlardaki ışığa göre kendisini uyarlayan göz gibi bir organın doÄŸal seleksiyona dayalı rastlantılarla ortaya çıktığını öne sürmek, itiraf ediyorum ki, olabilecek en yüksek düzeyde saçmalamaktır. [Charles Darwin, The Origin of Species, First Edition Reprint. New York, Avenel Books, 1979. s. 217]“
Gördüğünüz gibi, Darwin’in Türlerin Kökeni kitabındaki gözle ilgili açıklamasının yalnızca giriÅŸi verilerek Darwin’in bile gözü açıklayamadığını itiraf ettiÄŸi yalanı ileri sürülmektedir. “Nasıl olsa kimse açıp bakmaz, zaten Türkiye’de kaç kiÅŸinin kütüphanesinde Türlerin Kökeni var ki”, diye düşünüyor olmalı yaratılışcılarımız. Ne yazık ki, pek de haksız sayılmazlar.
Darwin’in, arkadaşı ünlü biyolog Asa Gray’e 3 Nisan 1860 tarihli mektubundan yapılan alıntı ise yine (evet yine!) tipik bir alıntı sahtekarlığı örneÄŸinden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil. Burada alıntıyı amaca uygun hale getirmek için iki teknik bir arada kullanıyor: biraz fazla “serbest” bir çeviri ve eksik alıntılama. Görelim; alıntının orijinali şöyledir:
“…I remember well the time when the thought of the eye made me cold all over, but I have got over this stage of the complaint, and now small trifling particulars of structure often make me feel uncomfortable. The sight of a feather in a peacock’s tail, whenever I gaze at it, makes me sick!” (Darwin to Asa Gray Apr. 3, 1860)
“… gözün düşüncesinin bana soÄŸuk terler döktürdüğü zamanları çok iyi hatırlıyorum, ama bu sıkıntılı aÅŸamanın üstesinden geldim, ve ÅŸimdi ise yapıdaki önemsiz küçük parçacıklar sıkça beni rahatsız ediyor. Bir tavuÅŸkuÅŸunun kuyruÄŸundaki tüylerin görünüşüne ne zaman gözümü dikip baksam, beni hasta ediyor!” (Darwin’den Asa Gray’e, 3 Nisan 1860 tarihli mektup)
Görüldüğü gibi Darwin, gözü düşünmek beni teorimden soÄŸuttu demiyor, bana bir dönem soÄŸuk terler döktürdü ya da beni korkuttu (“made me cold all over”) ama bu aÅŸamayı aÅŸtım diyor. Bu aÅŸamayı geride bıraktıktan sonra, Darwin’i artık göz gibi ayrıntılı iÅŸlevsel organlar deÄŸil baÅŸka bir konu, daha önemsiz, süs iÅŸlevi gören özelliklerin evrimsel olarak açıklanması uÄŸraÅŸtırmaya baÅŸlıyor. BilindiÄŸi gibi Darwin sonraki yıllarda bu konunun da mükemmel bir açıklamasını, 1871 yılında birinci baskısı yapılan ünlü İnsanın TüreyiÅŸi ve Cinsiyetle BaÄŸlantılı Seleksiyon kitabında açıkladığı Cinsel Seleksiyon teorisiyle verecektir.
Bu tür yöntemlere başvuran bir akım hakkında, biyoloji ya da doğa tarihiyle ilgili çok sınırlı bilgiye sahip olan bir insan bile, şu soruyu sorarak çok kesin bir hükme varabilir: İnsan savunduğu şeyin doğru olduğuna gerçekten inanıyorsa neden sahtekarlığa başvursun?
Kaynak: safsatadunyasi.blogspot.com


Yorumunuzu Yaz?n