Günde 15 bin kez otomatik olarak nefes almamızı TSHZ3 adlı gen sağlıyormuş.
Günde yaklaşık 15 bin kez durmadan ve “otomatik olarak” nefes alıp vermeyi sağlayan, daha önce belirlenen iki grup sinir hücresinden yola çıkan Gerard Hilaire, Laurent Fasano ve ekibi, TSHZ3′ün bu sinir hücrelerinin işlevini yerine getirmesi için gerekli olduğunu belirledi.
Bilim adamlarının yaptığı araştırmada, TSHZ3 geninden yoksun bırakılmış fareler dünyaya geldikten hemen sonra nefes almadı ve iki dakika sonra öldü.
Rahimde solunuma ilişkin emirlerin normal olarak oluştuğunu, ancak yüzdeki sinir hücrelerinin ritmik hareketinin bulunmadığını vurgulayan araştırmacılar, TSHZ3 geninin yeni dünyaya gelen bebeğin Devamını oku »
Samanyolu’nda yaşam barındırabilecek 100 milyon gezegen bulunduğu düşünülüyor.
Yalnızca son birkaç hafta içinde yaklaşık Dünyamız boyutlarında 100’den fazla olası gezegen belirlendiğinin açıklanması, evreni başka canlılarla paylaşıyor olduğumuz inancını güçlendiriyor.
Dünya benzeri gezegenleri aramak üzere NASA tarafından 2009 Ocak ayında uzaya fırlatılan Kepler teleskopunun başarılı av sezonunda sağlanan verileri değerlendiren araştırmacılar, gökadamız Samanyolu’nda yaşama elverişli koşullara sahip yaklaşık 100 milyon gezegen bulunabileceğine inanıyorlar.
Açıklamayı yapan Dimitar Sasselov, Kepler’in fırlatılışından bu yana 706 gezegen “adayı” na işaret eden veriler gönderdiğini, bunlardan 100’den fazlasının son birkaç hafta içinde alındığını belirtti. Ancak gezegen keşfinin doğrulanması için Devamını oku »
Heyecanlar ve tutkular girdabından, durağanlığa mahkum edilmiş bir hayattı onun ki.
Saman tavanlı, dört duvarlı bir kerpiç odada cigarası, oturduğu sandalyesi, kalemi ve kağıdıyla örülmüş bir yaşam ve yalnızlığıyla terk edilmiş yeni bir gün…
Penceresinden zifiri karanlıktaki karabasanlarla göz göze geliyordu zaman zaman.
Peş peşe cigarasını tüttürüyor, her zaman yaptığı gibi düşünmeye zorluyordu kendini ve lanet ediyordu içinde bulunduğu hayata, zamana ve çevresindeki insanlara…
Gözleriyle, her an belirebilecek karabasan dostunu arıyordu. Severdi onu çünkü karşı konulamazdı ona, nerden geldiği, kime gideceği, ne zaman geleceği, hangi insanı kuşatacağı kestirilemezdi onun ve o da onun gibi aynı kaderi paylaşıyordu. Yalnızdı, seveni de yoktu saygı göstereni de…
Şafağın söktüğünü kırık penceresinden sızan gün ışığıyla fark etti ve gece yarısı ne kadar da uzun geçti diye söylendi kendi kendine, gün ışığıyla içinde az da olsa sevgi tohumları filizlendi…
Cigara dumanının, odanın her tarafını nasıl da bu kadar muazzam kapladığını seyretti kirli gözlük camlarıyla…
Dudaklarını yeni bileylenmiş, sivri uçlu bir bıçakla ayırıyorlarmış gibi acıyla güldü ve muzur bir çocuğun düşüncesizce yaptığı yaramazlık sonrası mutluluğu belirdi yüzünde. Neden güldüğünü ve mutlu olduğunu bilmiyordu artık hareketlerini kontrol edemiyorsun diye yakındı kendi kendine. Devamını oku »
Güneş enerjisiyle çalışan uçak gece uçuşu yaptı
Güneş enerjisiyle çalışan deneme aşamasındaki uçak 26 saat kesintisiz havada kalarak gerçekleştirdiği gece uçuşuyla tarihe geçti.
Solar Impulse adlı uçağın fikir babası olan İsviçreli maceraperest Bertrand Piccard, 1999 yılında dünyayı durak vermeden balonla dolaşan ilk kişi olma ünvanını kazanmıştı.
Piccard ve ekibinin bir sonraki hedefi, bu sefer dünyanın etrafını güneş enerjisini kullanan uçak ile hiç durmadan dolaşmak. Bunu 2013 yılında başarabileceklerini umuyorlar.
Solar Impulse’ın kanatlarında yer alan paneller güneş enerjisini depolayarak uçağın karanlıkta bile tek bir damla yakıt kullanmadan havada kalmasını sağlıyor.
Deneme uçuşu sırasında Solar Impulse’ın taşıdığı tek kişi, pilot Andre Borschberg’di.
BBC’nin sorularını yanıtlayan Borschberg Devamını oku »

Türk Dil Kurumu’nun (TDK) yeni bulduğu kelimeler:
amblem – belirtke
anchorman - ana haber sun.
aspiratör – emmeç
banliyö – yörekent
bypass – köprüleme
billboard – duyurumluk
çip – yonga
dart – oklama
duayen – aksakal
ekspres – özel ulak
eküri – ahırdaş
gurme – tatbilir
happy hour – indirim saatleri
kapora – güvenmelik
klip – görümsetme
light – yeğni
lot – tutam
metroseksüel – bakımlı erkek
migren – yarım baş ağrısı
navigasyon – yolbul
ordövr – yemekaltı
panik – ürkü
prime time – altın saatler
raket – vuraç
reenkarnasyon – ruh göçü
self-servis – seçal
sürpriz – şaşırtı
terör – yıldırı
tirbuşon – burgu
tribün – sekilik
türbülans – burgaç
ultrason – yansılanım
voleybol – uçan top
zapping – geçgeç Devamını oku »
Şebnem Ferah – Eski şarkısnın video klibini yazının devamında izleyebilir, şarkı sözlerini videonun hemen altında bulabilirsiniz. Devamını oku »
Betül Demir – Herkes Haklı şarkısnın video klibini yazının devamında izleyebilir, şarkı sözlerini videonun hemen altında bulabilirsiniz. Devamını oku »
KAPİTALİZME İSLAM MI BULAŞMIŞ? MÜSLÜMANA KAPİTALİST KANI MI KARIŞMIŞ?
“Nebiye Arı”
-Abdestli Kapitalistler sömürdükleri insanların kemiklerini sıyırırken ‘bismillah’ demeyi asla ihmal etmezlerdi.-
***
Yanından hızla geçerek caddede ki yağmur sularıyla banyo yapmasına sebep olan jeep sahibine esaslı bir bağırtı savurmak üzereydi ki, sürücü koltuğundaki başörtülü kardeşini görüp iç çekmeyi yeğledi. Her yağmur ve kar zamanında sitemler ettiği ayakkabısına baktı eğilip, su geçirmese onunla daha kolay geçinebilirdi.
Sertab Erener Rengarenk şarkı sözleri (lyrics)Eskiden bambaşkaydım
Herkes tamdı ben yarım
Boşluklar hep dolar ya
Yalnızdı benim yanım
Bir gün aşka rastladım
Sildim yeni başladım
Bir omzum oldu sonunda
Ha hay… Başımı rastladım Videoyu yazının devamında izleyebilirsiniz
Saatlerdir o camın önünde elinde kahvesiyle öylece dikiliyor, bir heykelden farksız gelen geçen insanlara bakıyordu. Bir oyuna kaptırmıştı kendini; baktığı insanların beyninden ne geçiyor tahmin etme oyunuydu ismi. Çok zaman geçmeden fark etti ki her bir geçen insanda aslında kendi beyninin gölgeleri raks ediyor, kendi dünyasını onlara yükleyip onları kendi sahnesinde oynatıyordu. Artık heykellikten çıkma vakti gelmişti. Kalktı giyinmeye başladı, olabildiğince kumaşlara büründü, tam evden çıkacakken aynada gördüğü süliette bir şeyin eksikliğini fark etti: maskesini. Acaba bugün hangisini takmalıydı. Bir an karar veremese de sonunda seçmişti birisini: umutsuzluktu maskenin adı. Saatler sonra kendini deniz kenarında akşam güneşini seyrederken buldu. İnsanların ona baktığını hissedince şaşırdı. Aklına iki soru gelmişti; acaba maskedeki görüneni mi yoksa görünenin ötesini mi görmeye çalışıyorlardı? “Ahh saçmalama” dedi kendi kendine, “…onlar insan, ötesine bakarlar mı hiç? Görüneni görürler sadece.” Bir anda uzaklaştığı bulunduğu yerden, beyninin düğümlerini çözmek için. Beyni onu şaşırtıyordu bu aralar; çünkü hiç ses çıkmıyordu içindeki yerlerden. Derken acı bir kahkaha duyuldu derinlerden, hayata küfrediyordu bu kahkaha sanki. Koşmaya başladı o kahkahanın peşinden. Kendini bir anda Venedik Karnavalında hissetmişti; çünkü girdiği her bir dar sokakta ayrı bir maskeli yüzle karşılaşıyordu ama bir kahkaha sesi vardı ki hem çok yakındı hem de çok uzak. “Yeter…” dedi “…kovalamaktan yoruldum…” O anda kahkaha sesi kesildi, çöktü bir duvarın kenarına, sigarasını yaktı: “ooff” dedi; çünkü şimdiyse ona doğru yaklaşan bir topuk sesi geliyordu kulaklarına, gecenin karanlığında tek bir ses: tak tak tak tak… Oldum olası severdi bu sesi, ama bu sefer düşmeyecekti kahkahanın peşine düştüğü gibi topuk sesinin peşine. Hınzırca bekledi ve sonunda hiç kesilmeyen topuk sesi yanında bitiverdi. Kaldırmak istemedi bakışlarını karşısında duran o kadına, biliyordu çünkü onun yüzünde de bir maske vardı. Sigarasından bir kıvılcım daha çıkartırken o tok sesiyle Devamını oku »